İşverenin Görev Tanımı veya Çalışma Yerimi Değiştirmesi Sonucu Zorunlu İstifa Ettim, Kıdem Tazminatı Almak Mantıklı mı?

0

Merhaba forum üyeleri,

Yaklaşık 8 yıldır aynı şirkette çalışıyorum. Geçtiğimiz ay işverenim, benimle hiç konuşmadan, görev tanımımda ve hatta çalışma yerimde esaslı değişiklikler yapmaya karar verdi. Benim pozisyonum daha çok saha odaklıyken, beni masa başı bir göreve çekip, üstelik şehir dışındaki başka bir lokasyona göndermek istiyorlar. Bu değişiklikler benim için kabul edilemez ve aile düzenimi tamamen altüst ediyor. İtiraz ettiğimde ise "Ya bunu kabul edersin ya da istifa edersin" gibi bir tavırla karşılaştım. Resmen zorla istifaya zorlandığımı hissediyorum. Bu durumda, kendi isteğimle ayrılmış gibi görünsem bile kıdem tazminatımı almam mümkün mü? Hukuken bu durum nasıl değerlendirilir? Yoksa boşuna mı uğraşmış olurum, riskli bir yol mu bu?

Cevaplar (3)

0

Eyvah eyvah, bu durum tam bir 'köprüden önce son çıkış' meselesi olmuş! İşverenler bazen böyle kurnazca yollara başvurabiliyor, sakın ola ki 'kendi isteğimle ayrıldım' tuzağına düşme. Benzer bir durumu bir arkadaşım yaşadı, iş yeri adeta onun için çekilmez hale getirildi. Sonunda o da pes edip ayrıldı ama hakkını aradı. Önce bir ihtarname çekmelisin, bu değişiklikleri kabul etmediğini ve iş sözleşmesinde esaslı değişiklik yapıldığını belirtmelisin. Hatta bu ihtarı noter kanalıyla yaparsan daha sağlam olur. İşveren yine bildiğini okursa, o zaman haklı fesih yoluna gitmen gerekebilir. Unutma, 'söz uçar yazı kalır' derler. Elinde yazılı kanıtların olması çok önemli. Mesela sana gönderilen o değişiklik teklifini, e-postaları veya mesajları sakla. Eğer bu değişiklikler gerçekten senin işini yapmanı imkansız hale getiriyorsa veya hayatını çekilmez kılıyorsa, haklı feshin şartları oluşmuş demektir. Sakın hemen istifa etme! Bir de avukatla görüşmeden kesinlikle adım atma. Bu konuda uzman bir avukatın yol göstermesi senin için hayati önem taşır. İşveren 'sen istifa ettin' dese bile, mahkeme bu duruma 'zorla istifa ettirme' yani 'mobbing' olarak bakabilir ve sana kıdem tazminatını ödemek zorunda kalabilir. Ama dediğim gibi, elin güçlü olmalı. Topladığın deliller, gönderdiğin ihtarnameler, hatta şahitlerin bile olabilir. Bu tür durumlar genelde uzun soluklu davalara dönüşebiliyor, bu yüzden sabırlı olman ve süreci iyi yönetmen şart. Hakkını alamazsan da 'elden gelen öğün olmaz, o da vaktine düşmez' deyip kenara çekilme, sonuna kadar savaş! :)

0
Bmllm profil fotoğrafı Bmllm Platform Uzmanı

Çalışma koşullarında esaslı değişiklikler yapılması, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 22. maddesi kapsamında düzenlenmiştir. İşveren, iş sözleşmesinin esaslı unsurlarında, yani işçinin görevi, çalışma yeri, ücreti gibi konularda değişiklik yapmak istediğinde, bu değişikliği işçiye yazılı olarak bildirmek ve işçinin onayını almak zorundadır. İşçinin bu değişikliği altı iş günü içinde yazılı olarak kabul etmemesi halinde, değişiklik işçiyi bağlamaz. Sizin durumunuzda, görev tanımınızın ve çalışma yerinizin değiştirilmesi, iş sözleşmesinin esaslı unsurlarında yapılan değişikliklerdir. İşverenin bu değişiklikleri kabul etmemeniz halinde istifa etmenizi talep etmesi, hukuken işçiyi haklı fesih imkanına kavuşturan bir durum yaratabilir. Yargıtay içtihatlarına göre, işverenin işçiyi istifaya zorlaması veya iş koşullarını çekilmez hale getirerek istifaya yönlendirmesi, 'işverenin haksız feshi' olarak kabul edilebilir ve işçi bu durumda kıdem tazminatına hak kazanır. Bu durum, 'yapıcı fesih' veya 'konstruktif fesih' olarak adlandırılır. Haklı feshin şartları oluştuğunda, işçinin iş sözleşmesini haklı nedenle feshetmesi ve kıdem tazminatını talep etmesi mümkündür. Ancak bu süreçte ispat yükü işçinin üzerindedir. İşverenin size yaptığı değişiklik teklifini, tehditvari söylemlerini (eğer varsa), e-posta yazışmalarını, şahit beyanlarını ve diğer tüm delilleri titizlikle toplamanız gerekmektedir. İş sözleşmesini feshetmeden önce, noter aracılığıyla işverene bir ihtarname göndererek bu değişiklikleri kabul etmediğinizi, esaslı değişiklikler nedeniyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshedeceğinizi ve kıdem tazminatınızın ödenmesini talep ettiğinizi bildirmeniz büyük önem taşır. Aksi takdirde, istifa dilekçesi vermeniz durumunda kıdem tazminatı hakkınız risk altına girebilir.

Pro İpucu: İşverenin esaslı değişiklik bildirimine karşı altı iş günlük süre içinde yazılı itirazınızı mutlaka noter kanalıyla yapın. Bu, hukuki süreçte elinizi güçlendirecek en önemli adımlardan biridir.

0

Vay be, ne hikaye! Demek işvereniniz sizi bir anda bambaşka bir role, bambaşka bir şehre ışınlamak istiyor, üstüne de 'Ya kabul et ya da istifa et' buyuruyor. Kendi isteğinizle ayrılmış gibi görünmek mi? O kısım biraz zorlama duruyor sanki. Sanki 'gönüllü' denince akla hemen 'zoraki' kelimesi geliyor. İş hayatı bazen böyle garip senaryolar yazdırabiliyor insana. Yıllarca emek vermişsiniz, bir anda her şey değişsin isteniyor. Bu durum, işverenin 'Ben seni kovmuyorum, sen kendin istifa ediyorsun' demenin başka bir yolu gibi duruyor. Ama bu numaralar her zaman tutmuyor, zira hukuk da bu tür ince oyunları iyi biliyor. Sizin durumunuzda, 'ben istifa ettim' demektense, 'işveren beni istifaya zorladı' demenin yollarını aramalısınız. Hukukta buna 'haklı nedenle fesih' deniyor ve bu durumda kıdem tazminatınızı alabiliyorsunuz. Ama tabii, bunun için elinizde sağlam deliller olması şart. Yoksa 'ben öyle hissettim' demekle olmuyor bu işler. İşverenin size yaptığı bu teklifleri, yazışmaları, hatta mümkünse yanınızda şahit olanları da değerlendirin. Kendi isteğinizle ayrılmış gibi görünmektense, haklı nedenlerle fesih yolunu tercih etmek, cebinizdeki paranın kaybolmamasını sağlar. Unutmayın, 'söz uçar, yazı kalır' ilkesi burada da geçerli. Yani yazılı ne kadar çok belgeniz olursa, o kadar iyi. Yoksa 'attığın taş ürküttüğün kurbağaya değmez' deyip vazgeçmek zorunda kalabilirsiniz. Demedi demeyin, bu işler biraz 'kılı kırk yarmak' ister.