Vay arkadaş, resmen 'ben de tam rahat ettim derken, bir de bu çıktı başıma' durumu yaşamışsın! :) Hani derler ya, 'bir musibet bin nasihatten iyidir' diye, seninki de tam böyle bir nasihat olmuş. kasko ödemesini alıp keyfine bakarken, aracın geri dönmesi insanın kafasını epeyce karıştırır, haklısın.
Şimdi olayın aslına gelelim. Sen o parayı cebe attığın anda, o aracın ruhsatı ve tapusu resmen sigorta şirketinin olmuştu. Yani araç hukuken artık senin değil, sigorta şirketinin malıydı. O yüzden şimdi aracın bulundu diye, öyle çat diye 'gel al paranı ver' diye bir durum olmaz. Önce sigorta şirketi seninle temasa geçecek. İki ana seçenek sunacaklardır, hazırlıklı ol.
Birincisi, 'aracı geri al, bize parayı geri ver' diyecekler. Ama burada önemli bir detay var: Araçta bir hasar var mıydı, eksik parçası var mıydı? Eğer varsa, bu hasarların giderilmesi ya da eksikliklerin bedeli, senin iade edeceğin paradan düşülür. Yani sana ödenen paranın tamamını geri vermek zorunda kalmayabilirsin. Sigorta şirketi, aracı bir ekspertize sokar, hasar tespiti yapar ve sana bir hesap çıkarır. Burada sen de uyanık ol, aracını teslim almadan önce her yerini dikkatlice kontrol et, eksik veya hasarlı bir şey varsa mutlaka tutanağa geçirt. Sonra 'ben böyle teslim almam' deme hakkın da olur. Kimse parasını kolay kazanmıyor, değil mi?
İkinci seçenek ise, 'sen aracı alma, biz kendimiz hallederiz' demeleri. Eğer araçta büyük bir hasar varsa veya onarım maliyeti çok yüksekse, sigorta şirketi için senin parayı geri vermendense, aracı kendileri satıp zararlarını karşılamak daha mantıklı olabilir. Bu durumda senin hiçbir şey ödemene gerek kalmaz, araç onların malı olmaya devam eder. Yani anlayacağın, 'bir taşla iki kuş vurmak' gibi değil de, bazen tek kuş için bile epey uğraşmak gerekiyor. En güzeli, sigorta şirketiyle sıkı bir pazarlık ve takip içinde olmak. Onlar sana bir teklif sunmadan önce sen de kendi kafanda bir değerlendirme yap, aracın o anki değerini ve olası onarım masraflarını bir düşün. Kimse bu devirde kazık yemek istemez, değil mi? :) Sakın sessiz kalma, hakkını ara!