İş Kanunu mevzuatımızda fazla mesai uygulamaları ve onayı net bir şekilde düzenlenmiştir. İş Kanunu'nun 41. maddesi ve Fazla Çalışma ve Fazla Sürelerle Çalışma Yönetmeliği'ne göre, işçiye fazla mesai yaptırılabilmesi için işçinin onayının alınması şarttır. Bu onay, her yılın başında yazılı olarak alınabileceği gibi, her fazla mesai uygulaması öncesinde de alınabilir. Ancak Yargıtay içtihatları, işçinin her fazla mesai için ayrı ayrı onay vermesi gerektiğini vurgulamaktadır. Yıllık genel bir onayın, işçinin iradesini her seferinde yansıtmadığı gerekçesiyle tartışmalı olduğu durumlar mevcuttur.
Sözlü onaylar, ispat yükü açısından ciddi zafiyetler taşır. Bir uyuşmazlık durumunda, işçinin fazla mesai yaptığını ve buna rıza gösterdiğini ispat etmesi güçleşir. Bu nedenle, işverenlerin ve çalışanların hukuki güvenlikleri açısından yazılı onay büyük önem taşır. Yazılı onay; ıslak imzalı bir belge, şirket içi e-posta yazışmaları, insan kaynakları sistemleri üzerinden yapılan onaylar veya iş kayıt sistemlerine işlenen onaylar şeklinde olabilir. Önemli olan, işçinin rızasını açıkça gösteren ve sonradan ispat edilebilir nitelikte bir belgenin varlığıdır. İşveren, fazla mesai kayıtlarını düzenli tutmak ve bu kayıtları işçinin bordrosuna doğru bir şekilde yansıtmakla yükümlüdür. İşçinin bordrosunda fazla mesai ücretlerinin görünmemesi veya eksik gösterilmesi, işçinin hak arayışında önemli bir delil teşkil eder. Yargıtay kararları, işçinin fazla mesai yaptığını tanık beyanları, şirket kayıtları, giriş-çıkış saatleri gibi çeşitli delillerle ispatlayabileceğini belirtse de, yazılı onay veya görevlendirme belgesi, ispat kolaylığı açısından en güçlü dayanaklardan biridir. Dolayısıyla, işverenlerin bu onayı usulüne uygun şekilde alması ve kayıtlarını titizlikle tutması, çalışanların ise hak kaybına uğramamak adına yazılı onayı talep etmesi hukuki açıdan elzemdir.