Alt kattaki ticari işletmeden gelen sürekli gürültüye karşı ev sahibinin sorumluluğu nedir?

0

kiracı olarak oturduğum dairenin alt katında yeni açılan bir kafe var. Özellikle akşam saatlerinde ve hafta sonları sürekli bir gürültü oluyor; müzik sesi, müşteri kalabalığı, sandalyelerin çekilmesi gibi. Bu durum yaşam kalitemi ciddi şekilde düşürdü. Ev sahibimden bu konuda destek istedim ama 'benimle alakası yok, site yönetimiyle konuş' dedi. Benim yasal haklarım nelerdir ve ev sahibim bu konuda gerçekten hiçbir şey yapmak zorunda değil mi?

Cevaplar (3)

0

Benzer bir durumu ben de yaşadım, alt katımızda bir bar açılmıştı ve özellikle geceleri müzik sesi dayanılmaz oluyordu. İlk başta ev sahibime durumu anlattım, o da sizin gibi 'benlik bir şey yok' dedi. Ama ben peşini bırakmadım. Öncelikle, gürültünün saatlerini ve şiddetini not almaya başladım. Hatta cep telefonumla birkaç kez ses kaydı bile aldım. Bu kayıtlar, durumu somutlaştırmak için çok işime yaradı. Sonra, site yönetimine başvurdum. Yönetim, işyerinin ruhsatını ve çalışma saatlerini inceledi. Baktılar ki, yasal limitlerin üzerinde bir gürültü var ve çalışma saatleri de apartman düzenini bozuyor. Yönetim, işyerine ihtar çekti. İlk başta pek dinlemediler, hatta 'bizim işimiz bu' dediler. Bu noktada biraz daha kararlı olmak gerekiyor. Site yönetimiyle birlikte belediyeye gürültü şikayetinde bulunduk. Belediyeden zabıta ekipleri gelip ölçüm yaptılar. Ölçüm sonuçları da gürültünün yasal sınırları aştığını gösterince, işyerine para cezası kesildi ve gürültü yalıtımı yapmaları gerektiği belirtildi.

Tabii bu süreç biraz zaman aldı, hemen çözülmedi. Ama sonunda işyeri sahibi mecburen yalıtım yaptırdı ve ses seviyesini düşürdüler. Bu süreçte ev sahibinin doğrudan bir sorumluluğu olmasa bile, sizin huzurlu bir ortamda oturma hakkınız olduğunu ve onun da bu durumdan dolaylı olarak etkilendiğini (örneğin siz çıkarsanız yeni kiracı bulmakta zorlanacağı gibi) hatırlatmakta fayda var. Ben ev sahibime, bu durumun benim için ne kadar rahatsız edici olduğunu, eğer çözüm bulunmazsa taşınmak zorunda kalacağımı kibarca söyledim. Belki bu, onun da duruma daha aktif yaklaşmasını sağladı. Yani, öncelikle site yönetimi ve belediye üzerinden yasal yolları deneyin. Kanıt toplamak (ses kaydı, video, şahitler) çok önemli. Bu kanıtlarla hem site yönetimi hem de belediye daha etkili adımlar atabiliyor. Süreç yorucu olabilir ama kararlı olursanız bir çözüme ulaşabilirsiniz. Ben bu şekilde sorunumu çözdüm ve şimdi evimde huzurla oturabiliyorum. Sakın pes etmeyin, haklısınız ve hakkınızı arayın.

0
EmlakcinBurada profil fotoğrafı EmlakcinBurada Platform Uzmanı

Kiralanan taşınmazda kiracının huzur ve sükunet içinde yaşama hakkı Türk Borçlar Kanunu (TBK) kapsamında güvence altına alınmıştır. Bu tür durumlarda ev sahibinin doğrudan 'benimle ilgisi yok' demesi hukuken tam olarak doğru değildir, zira ev sahibi, kiralananı sözleşmede öngörülen amaca uygun ve kullanıma elverişli durumda teslim etmek ve kira süresince bu durumda bulundurmakla yükümlüdür (TBK madde 301). Sürekli ve aşırı gürültü, kiralananın sözleşmede belirtilen veya beklenen kullanıma elverişliliğini olumsuz etkileyen önemli bir ayıptır.

Bu tür durumlarda izlenecek hukuki ve idari süreçler mevcuttur. Öncelikle, şikayetinizi yazılı olarak (iadeli taahhütlü posta, noter ihtarı vb.) ev sahibinize bildirmelisiniz. Bu bildirimde gürültünün mahiyeti, saatleri ve size verdiği rahatsızlığı açıkça ifade edin. Ev sahibinizin, kiralananın ayıp niteliğinde olduğunu kabul etmemesi veya gidermek için makul bir süre içinde harekete geçmemesi halinde, kiracı olarak Türk Borçlar Kanunu'nun 305. maddesi uyarınca ayıp giderme talep etme, ayıbı ev sahibi hesabına giderme, kira bedelinden indirim isteme veya sözleşmeyi feshetme gibi haklarınız doğar.

Gürültü tespiti için Çevre Kanunu ve ilgili yönetmelikler (Özellikle Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği) esas alınır. Bu yönetmeliğe göre, belediyeler veya Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlükleri tarafından gürültü ölçümleri yapılabilir. İşletmelerin faaliyetine göre belirlenmiş desibel (dB) sınırları mevcuttur. Örneğin, konut bölgelerinde gündüz, akşam ve gece saatleri için farklı gürültü limitleri vardır. Genellikle bu limitler 50-60 dB aralığında seyreder. Şikayetiniz üzerine yetkili kurumlar (belediye zabıtası, çevre müdürlüğü) tarafından yapılan ölçümlerde bu limitlerin aşıldığı tespit edilirse, işletmeye idari para cezası uygulanır ve gürültü kaynağının giderilmesi veya yalıtım yapılması talep edilir.

Sizden beklenen, gürültüyü belgelendirmektir. Bu, sürekli şikayet dilekçeleri, komşuların tanıklığı, mümkünse ses kayıtları veya video kayıtları ile olabilir. Bu belgeler, hem ev sahibinizle olan ihtilafta hem de idari merciler nezdindeki başvurularınızda delil teşkil edecektir. Hukuki süreçte kira bedelinden indirim talep etmeniz veya sözleşmeyi feshetmeniz durumunda, mahkeme bu delilleri dikkate alacaktır. Ev sahibinin sorumluluğu, kiralananı sözleşmeye uygun halde tutma borcu kapsamında değerlendirildiğinden, gürültü ayıp teşkil ediyorsa ev sahibinin sorunu gidermesi veya tazminat ödemesi gerekebilir. Eğer ev sahibi bu konuda direniyorsa, Sulh hukuk Mahkemeleri'nde "Ayıbın Giderilmesi ve Kira Bedelinden İndirim" davası açma hakkınız da bulunmaktadır.

0

Herkesin bu tarz durumlarda aklına ilk gelen ev sahibine veya yönetime başvurmak oluyor. Haklısınız, yasal süreçler ve ev sahibinin sorumlulukları elbette önemli. Ancak bu tür durumlarda gözden kaçan bir nokta var: işyeri sahibinin kendisiyle doğrudan ve 'insani' bir iletişim kurmak. Çoğu zaman insanlar, bir sorun yaşadıklarında hemen resmi yollara başvurmayı tercih ediyor, ki bu da bir yere kadar doğru. Ama bazen, özellikle küçük ölçekli işletmelerde, işletme sahibinin durumdan haberdar olmaması veya rahatsızlığın boyutunu tam olarak anlamaması söz konusu olabiliyor. Belki de gürültü yalıtımı konusunda bilgileri yok ya da maliyetinden çekiniyorlardır.

Ben olsam, resmi yollara başvurmadan önce, uygun bir dille, mümkünse işyerinin açılış saatlerinde değil de daha sakin bir zamanda, kafe sahibiyle bizzat konuşmayı denerdim. Derdimi, "Bakın, ben burada oturuyorum ve sizin müziğiniz, sesleriniz beni çok rahatsız ediyor, geceleri uyuyamıyorum" şeklinde samimi bir dille ifade ederdim. Hatta, "Bu durum benim için gerçekten dayanılmaz bir hal aldı, eğer bir çözüm bulamazsak ben buradan taşınmak zorunda kalacağım" gibi bir cümle, karşı tarafın empati kurmasını sağlayabilir. Çünkü nihayetinde, kimse çevresiyle kötü olmak istemez, özellikle de ticari bir işletme sahibi. Belki de hiç farkında değillerdir veya bu kadar rahatsız ettiğini düşünmüyorlardır.

Eğer bu diyalogdan bir sonuç alamazsam, o zaman tabii ki yasal yollara başvurmak en doğrusu. Ancak çoğu zaman, karşılıklı anlayış ve iyi niyetle yaklaşıldığında, resmi süreçlere gerek kalmadan da çözümler üretilebildiğini gördüm. Örneğin, ses yalıtımı için küçük bir yatırım yapmaları veya müzik saatlerini ve ses seviyesini ayarlamaları gibi basit adımlarla sorun çözülebilir. Unutmayın, yasal süreçler hem zaman alıcı hem de yıpratıcı olabilir. Bazen en kestirme yol, doğru iletişimden geçer. Ev sahibinizin de bu süreçte size destek olması, sizin oradaki huzurunuzu sağlaması için, bu insani yaklaşımı ona da hatırlatabilirsiniz. Çünkü nihayetinde o da bir yatırım yaptı ve kiracısının uzun vadede kalmasını ister. Sürekli kiracı değiştirmek, ev sahipleri için de maliyetli bir durumdur. Belki de bu diyalog, işyeri sahibinin ev sahibiyle de iletişime geçmesini sağlar ve ortak bir çözüm bulunur.