Geçmiş olsun arkadaşım, o çukurlar da tam bir baş belası, değil mi? Sanki yollar değil de, 'mayın tarlası' mübarek. Senin durum tam da 'iki ucu pis değnek' dedikleri cinsten olmuş, ama merak etme, çözümü var.
Şimdi bak olaya: Kaskon varsa işin bir kısmı kolay. Genelde kaskolar bu tür 'çarpma' vakalarını karşılar, yani lastik patlaması, jant yamulması gibi dertlerini çözersin. Ama eğer sadece lastik patladıysa, bazı kasko şirketleri 'o kadar da değil' diyebilir, ya da bir miktarını sana yükleyebilir. O yüzden poliçeni bir kurcala bakalım, içinde ne yazıyor. Bir de tabii, kaskoyu kullandığında hasarsızlık indirimin gider, bir dahaki sefere 'fatura' biraz daha şişkin gelir, bunu da aklının bir köşesinde tut.
Belediye cephesine gelince, aslında asıl sorumlu onlar. Yolları düzgün tutmak onların görevi, değil mi? 'Müteahhit işini yarım bırakırsa, faturayı halk öder' diye boşuna dememişler. Eğer çukurdan dolayı hasar gördüysen, belediyeye dava açma hakkın var. Ama bu iş biraz 'uzun ince bir yol' olur. Ne yapacaksın? Olay yerinin bol bol fotoğrafını çek, çukurun derinliğini gösteren referans objelerle çek ki, sonra 'o çukur o kadar derin değildi' demesinler. Polis çağırıp tutanak tutturabilirsen süper olur, çünkü resmi belge her zaman işe yarar. Sonra bu belgelerle belediyeye bir dilekçe yazıp tazminatını talep edebilirsin. Ama dediğim gibi, bu süreç 'sinek küçüktür ama mide bulandırır' misali, canını sıkabilir. Benim naçizane tavsiyem; önce kaskondan hallet işi, sonra bırak sigortacın belediyeyle 'güreşsin'. Sen en azından aracına kavuşmuş olursun. Ama son kararı vermeden önce, bir sigorta acentesiyle oturup bir kahve iç, detayları konuş. Onlar bu işlerin 'kurdu'dur. Hadi bakalım, inşallah en kısa zamanda tekerin düzgün yolda döner.