E-ticaret dünyasına hoş geldin güzel kardeşim! ssl seçimi konusu da aynen evlilik gibi, baştan doğru kararı vermezsen sonra başın çok ağrır. Şimdi bu Let's Encrypt denilen babacan, cebinde akrep besleyenler için birebir. Bedava, hızlı, otomatik yenileniyor falan, tam da benim gibi pratik düşünenlere göre. Hatta ilk çıktığında millet “Nasıl yani, bedava SSL mi olur?” diye şaşırmıştı, o derece devrim gibiydi. seo tarafında da google'ın umurunda bile değil kimden aldığın, yeter ki HTTPS olsun. ödeme sistemleri de sertifikanın bedava mı paralı mı olduğuna bakmaz, şifreleme gücüne bakar. Yani teknik olarak hiçbir eksiği yok, işini fazlasıyla görür.
Ama gel gör ki, insanın gönlünde her zaman bir Pahalıya kaçma durumu vardır. Hani olur ya, iki telefon modeli arasında kalırsın, biri her işini görecekken diğerine sırf logosu ve birkaç ek özelliği için daha fazla para verirsin. Ücretli sertifikalar da biraz öyle. Özellikle o EV sertifikasının yeşil barı yok mu, insanı bir havalı gösterir, bir kurumsal yapar. Sanki o yeşil bar varsa, sitedeki ürünler daha kaliteli, hizmet daha iyiymiş gibi bir algı yaratır. Bazı müşteriler de bu görsel detaylara çok takılır, hele ki ilk kez alışveriş yapacaklarsa. İçgüdüsel olarak “Aaa, burası ciddi bir yer” der. E-ticarette güven, hele ki yeni bir siteysen, Altın bileziğin gibidir. O güveni en baştan sağlamak için bazen ince detaylara yatırım yapmak gerekebilir.
Yani işin özü şu: Eğer siteni kurdun, paran yok, cebin delikse bas Let's Encrypt'i, kimse sana neden bedava sertifika kullandın demez. Ama bütçen müsaitse ve “Ben bu işi ciddiye alıyorum, müşterilerim de bunu görsün” diyorsan, o zaman OV veya EV'ye bir bak derim. Sonuçta Para el kiri, kazanılır harcanır. Önemli olan müşterinin sana güvenmesi ve tekrar gelmesi. Seçim senin, ya bedava yaşa ya da parayı basıp havasını at. Ama ne yaparsan yap, SSL'siz kalma! O artık internetin olmazsa olmazı. Hadi rastgele!