Aslında burada çoğunun gözden kaçırdığı şey, meselenin 'hukuki geçerlilik'ten ziyade, 'kurum içi işleyiş ve sorumluluk alma' meselesi olmasıdır. Teknik olarak e-posta ile gönderilen resmi bir yazının, eğer kaynağı belli ve içeriği değişmemişse, bir değeri vardır. Hatta hukuk Muhakemeleri Kanunu, elektronik ortamdaki verileri belge olarak kabul ediyor. Ancak kurumlar, e-Devlet'ten gelen barkodlu bir belgeyi neden ısrarla istiyor? Çünkü bu, onlar için en risksiz ve en az iş yükü gerektiren yol.
Şöyle düşünün: Bir memur, size e-postayla gelen bir belgeyi kabul ettiğinde, o belgenin doğruluğunu, güncelliğini ve orijinal olup olmadığını manuel olarak kontrol etmek zorunda kalır. Bu da ek bir iş yükü, olası bir hata durumunda da kişisel bir sorumluluk anlamına gelir. Bürokraside ise, 'standart dışına çıkmak' ve 'risk almak' genelde tercih edilmeyen durumlardır. E-Devlet belgeleri ise hazır bir doğrulama mekanizması sunuyor; barkodu okut, kodu gir, anında teyit et. Bu, memurun işini kolaylaştırıyor ve olası bir yanlışlıkta sorumluluğu sistemin kendisine atma imkanı veriyor.
Yani sorun, e-postanın resmi olmaması değil, kurumların kendi iç süreçlerini ve risk algılarını e-Devlet'in sunduğu 'kolay doğrulanabilirlik' üzerine kurmuş olmaları. Bilgi Edinme Hakkı Kanunu'nun uygulanmasına ilişkin yönetmelikler bile e-posta yoluyla başvuru kabul edilebileceğini belirtse de, bu, talep edilen her belgenin e-posta ile aynı kolaylıkta ibraz edileceği anlamına gelmiyor. Çünkü bilgi edinme başvurusu yapmakla, bir resmi işlemi tamamlamak için belge ibraz etmek farklı şeyler. Hatta bazı kurumlar kendi EBYS'leri üzerinden ürettikleri belgeler için e-Devlet entegrasyonuyla doğrulama imkanı sunarak, bu sorunu aşmaya çalışıyorlar. Bu da aslında e-posta eklerinin tek başına yeterli olmadığını gösteren bir sinyal. Kısacası, siz haklı olsanız bile, bürokratik çarkın istediği formatı sunmadığınız sürece işleriniz yavaşlayabilir ya da durabilir. Bu yüzden, resmi bir işlem için belge isteniyorsa, e-Devlet üzerinden barkodlu çıktısını alıp gitmek, çoğu zaman en hızlı çözüm oluyor, aksi halde gereksiz bir tartışmaya veya zaman kaybına yol açabiliyorsunuz.