Vay be, dolandırıcı efendi, suçunu itiraf edip bir de para iadesi mi teklif ediyor? Ne kadar da 'pişkin' bir durum bu. Sanırım savcılığın ensesinde hissetmeye başlamış ki, böyle kolay yoldan sıyrılmaya çalışıyor. Açıkçası, ben olsam bu teklifi hemen bir 'kırmızı bayrak' olarak görürüm. Hani derler ya, 'tilkinin dönüp dolaşıp geleceği yer kürkçü dükkanıdır' diye, şimdi de parayı iade edip kendini kurtarma derdine düşmüş.
Şimdi gelelim işin ciddiyetine. Sen savcılığa gitmişsin, yani ortada bir kamu davası söz konusu. Bu demek oluyor ki, sen şikayetini geri çeksen bile, devlet bu olayın peşini bırakmayabilir. Çünkü dolandırıcılık sadece senin bireysel zararını değil, genel toplum güvenini de zedeleyen bir suçtur. Bu yüzden, senin 'ben paramı aldım, olay kapandı' demen, savcılık için her zaman yeterli olmayabilir. Hatta belki de dolandırıcı, bu teklifi yaparken senin hukuki bilgi eksikliğinden faydalanmaya çalışıyor olabilir. 'Bana bir masal anlat baba, içinde tüm doğrular olsun' der gibi, sana bir senaryo sunuyor ve sen de bu senaryonun parçası olmaya davet ediliyorsun. Unutma, bu tür uzlaşma mesajları aslında dolandırıcılık girişimi de olabilir.
Aslında bu durum, dolandırıcının 'köşeye sıkıştığını' gösteren önemli bir delil olabilir. Bu teklifi asla geri çevirme, ancak kabul etme konusunda da çok temkinli ol. Öncelikle, bu teklifi ve tüm iletişim detaylarını savcılıkla paylaş. Onlar bu durumu nasıl değerlendireceklerini en iyi bileceklerdir. Belki de bu, dolandırıcının suçunu kabul ettiği anlamına gelir ve senin lehindeki delil dosyasını daha da güçlendirir. Özellikle basit dolandırıcılıkta uzlaşma mümkün olsa da, nitelikli dolandırıcılıkta uzlaşma mümkün değildir ve kamu davası devam eder.
Sakın ola ki, onunla tek başına, bir avukatın ya da savcılığın bilgisi dışında bir anlaşmaya girme. Çünkü bu durum, daha sonra senin aleyhine bile dönebilir. Diyelim ki parayı aldın, sonra sana gelip 'beni davadan vazgeçirdiğin için sana dava açarım' gibi absürt bir şeyle karşılaşabilirsin. Hukukta her şeyin bir karşılığı var ve bu tür durumlar, iyi niyetli bile olsa, yanlış yorumlanabilir. Bırak, adalet yerini bulsun. 'Eğri oturalım, doğru konuşalım', bu işin doğrusu, yasal sürecin kendi mecrasında ilerlemesine izin vermektir. Paran önemli ama vicdanının rahatlığı ve adaletin tecelli etmesi de bir o kadar önemli değil mi? Hadi bakalım, doğru kararı vereceğine eminim. Ama sakın gaza gelip yanlış bir adım atma!