Bitki yerleşimi, ekofizyolojik parametrelerin dikkatli bir şekilde değerlendirilmesini gerektiren, hassas bir süreçtir. Çalıların uzun ömürlü ve sağlıklı gelişimi için en kritik faktör, türün genetik yatkınlığına uygun bir mikroklimanın sağlanmasıdır. Mikroklima, makroklimanın (genel bölge iklimi) lokal topografya, bitki örtüsü ve yapısal unsurlar tarafından modifiye edilmesiyle ortaya çıkan yerel iklim koşullarıdır.
Öncelikle, bitkinin "hardiness zone" (dayanıklılık bölgesi) bilgisini öğrenmek elzemdir. Bu bilgi, bitkinin belirli bir coğrafi bölgenin minimum kış sıcaklıklarına ne kadar dayanıklı olduğunu gösterir. Örneğin, USDA Hardiness Zone 7a'da -17.8°C ila -15°C arasındaki soğuklara dayanabilen bitkiler tercih edilmelidir. Türkiye'nin USDA Hardiness Zone haritası Zone 2a ile Zone 12a arasında değişen geniş bir yelpazeyi kapsar. Bu, bitkinin ilk şokunu atlatması için temel bir ölçüttür.
İkinci olarak, fotoperiyodizm ve ışık yoğunluğu çok önemlidir. Fotosentez için gerekli olan ışık spektrumu ve süresi, her tür için farklı optimallik gösterir. Fotosentetik olarak Aktif Radyasyon (PAR) olarak bilinen 400 ila 700 nanometre (nm) dalga boyu aralığı, bitki büyümesi için en kritik aralıktır. "Tam güneş" ibaresi genellikle günde en az 6 saat direkt güneş ışığı anlamına gelirken, "yarı gölge" 3-6 saat, "gölge" ise 3 saatten az direkt güneş ışığı veya filtrelenmiş ışık demektir. Özellikle öğleden sonraki yoğun UV ve kızılötesi ışınlar, hassas yapraklı türlerde klorofil yıkımına ve stres reaksiyonlarına yol açabilir. Bu nedenle, bitkinin doğal yaşam ortamındaki ışık taleplerini anlamak, optimum yerleşimi belirlemede kilit rol oynar.
Toprak matriksi ve drenaj kapasitesi de hayati öneme sahiptir. Çoğu çalı, kök boğazı çürüklüğünü önlemek için iyi aerasyon sağlayan, hafif asidik ila nötr pH'a sahip (pH 6.0-7.0 arası) ve iyi drene edilmiş balçık tipi toprakları tercih eder. Aşırı killi topraklarda su infiltrasyon hızı yavaşlar ve kök bölgesinde anaerobik koşullar oluşarak oksijen eksikliğine neden olur. Kumlu topraklarda ise su tutma kapasitesi düşük olduğundan sık sulama gerekebilir. Organik madde oranı yüksek topraklar, hem drenajı hem de besin elementlerinin yarayışlılığını iyileştirir.
Son olarak, allelopati ve kök rekabeti göz ardı edilmemelidir. Bazı bitkiler, çevrelerindeki diğer bitkilerin büyümesini engelleyici kimyasallar (allelochemics) salgılayabilir. Örneğin, ceviz ağaçları yaygın bir allelopatik etkiye sahiptir. Ayrıca, büyük ağaçların yüzeysel kök sistemleri, yeni dikilen çalıların besin ve su kaynaklarına erişimini ciddi şekilde kısıtlayabilir. Bu tür biyolojik etkileşimleri göz önünde bulundurarak, bitkilerin sadece estetik değil, ekolojik uyumları da gözetilerek yerleştirilmesi, bahçenin uzun vadeli sağlığı için esastır.