Herkes dal kurumasını ve gövde çatlaklarını görünce hemen en kötü senaryoyu düşünür, hastalık mı var, böcek mi sardı diye endişelenir. Elbette bunlar önemli faktörler ama çoğu zaman gözden kaçan, ağacın 'konfor alanı'yla ilgili temel hatalar yapıyoruz. Benim tecrübelerime göre, bu tarz sorunların altında yatan en büyük nedenlerden biri, ağacın doğru dikim noktasında olmaması veya etrafının yanlış düzenlenmesidir. Mesela, bir ağacı bahçenizin dar bir köşesine, bina duvarına çok yakın dikerseniz, kökleri yeterince yayılamaz, topraktan besin ve suyu almakta zorlanır. Bu da uzun vadede ağacın strese girmesine ve dal kurumalarına yol açar. Ya da ağacın etrafına beton dökülmesi, kaldırım taşları döşenmesi gibi uygulamalar, köklerin hava almasını engeller ve toprağın su tutma kapasitesini düşürür. Ağaç orada adeta bir beton hapishanesinde kalır, ne kadar sulasanız da yeterli gelmez.
Bir diğer yaygın hata da budama zamanlaması ve şekli. Kışın veya yazın yanlış zamanda yapılan sert budamalar, ağacı şoka sokabilir ve özellikle ilkbaharda yeni sürgünlerin çıkmasını engellerken, mevcut dalların kurumasına zemin hazırlayabilir. Bazen de ağacın üzerinde çok fazla yük bırakılıyor, gereksiz ve ölü dallar temizlenmiyor. Bu da ağacın enerjisini verimli kullanamamasına, zayıf düşmesine ve sonuç olarak dal kurumalarına neden oluyor. Ağaçlar da insanlar gibi yeterli alana, doğru beslenmeye ve nazik bir bakıma ihtiyaç duyar. Eğer ağacınızın etrafında bir yapılaşma varsa, köklerin genişleyebileceği bir alan bırakılmadığını fark ettiyseniz veya sürekli aynı bölgelerde çatlaklar oluşuyorsa, belki de ağacın yaşadığı ortamı tekrar gözden geçirme zamanı gelmiştir. Bazen basit bir toprak düzenlemesi, kök bölgesini rahatlatmak veya doğru budama zamanlamasına geçmek, en pahalı ilaçlardan çok daha etkili olabilir. Ağacın size verdiği bu sinyalleri doğru okumak ve ona uygun bir yaşam alanı sunmak, uzun ömürlü ve sağlıklı ağaçlara sahip olmanın anahtarıdır.