Vay be arkadaş, sen de tam olarak el oğluna kefil olup kendi kısmetini kapatan durumuna düşmüşsün. İyi niyetin kurbanı olmuşsun resmen. Hani derler ya, İyilik yap denize at, balık bilmezse Halik bilir diye, bankalar da bu iyiliklerini pek kayda almıyorlar galiba. Sen diyorsun ki Arkadaşlarım çatır çatır ödüyor, benim ne suçum var? Ama banka öyle demiyor işte. Banka, senin o imzayı attığın anda, Bu adam, o arkadaşları ödemezse ben öderim demiş gibi görüyor seni. Sanki senin omuzlarında, arkadaşının sırtındaki borcun hayaleti dolanıyor.
Şöyle düşün, sen bir araba kiralama şirketisin ve elinde sadece bir araba var. Bu arabayı iki arkadaşına emanet etmişsin. Onlar arabayı çok temiz kullansalar da, şirket senden yeni bir araba kiralama talebi geldiğinde, Zaten elindeki tek araba başkalarında, sana nasıl yeni bir araba verelim? der gibi bir durum bu. Yani senin kredi çekme kapasiten o kefilliklerle dolmuş oluyor. Senin kredi notun belki on numara, beş yıldız ama banka diyor ki Notu iyi olabilir ama potansiyel borç yükü var. Sanki bir restorana gidip, Benim midem zaten %70 dolu, ama çok açım demek gibi bir şey. Restoran da der ki Kusura bakmayın, kapasiteniz dolmuş.
Şimdi ne yapacaksın bu durumda? Maalesef kefillik, biraz geri dönüşü olmayan yol gibi. O krediler bitmeden o yük sırtından inmez. Belki arkadaşlarının kredilerini erken kapatma imkanı varsa, bu bir çözüm olabilir ama o da onların elinde. Kendi finansal durumunu olabildiğince güçlendirmeye bak. Harcamalarını kısıtla, ek gelir yolları ara. Bir de bankaya gidip durumu anlatmaya çalışabilirsin, belki sana özel bir değerlendirme yaparlar ama çok da umutlanma derim. Bu durum, Ben yapmadım ama başkası yaptı, cezayı ben çekiyorum demek gibi bir şey. Biraz sabır, biraz bekleme. Belki o kefillikler bittikten sonra, o konut kredini de alırsın. Ama bir dahaki sefere, kefil olurken iki kere düşün, benden sana dost tavsiyesi. Yoksa yine kendi kısmetini kendin kapatırsın, benden söylemesi :)