Arkadaşım, bu soruyu sorduğun iyi oldu, çünkü bu mevzu 'ayıpsız komşu olmaz' derler ya, bankalar için de bu durum biraz öyle. Sen sanırsın ki 'ödedim bitti, helalleştik', ama bankanın defteri öyle kolay kapanmıyor. Onlar seni bir müşteri değil, adeta bir 'finansal davranış modeli' olarak görüyorlar. Sen sık sık nakit avans çekince, düzenli ödesen bile, bankanın gözünde sanki sürekli bir 'nakit krizi' yaşıyorsun, elin darda gibi bir izlenim oluşuyor. Hani derler ya, 'sakla samanı gelir zamanı' diye, banka da senin bu nakit avans geçmişini ilerde bir kredi başvurusunda veya limit artırımında 'saman altından su yürütür gibi' önüne koyabiliyor.
Şimdi şöyle düşün, sen birine borç para verdin, o da sürekli senden ufak ufak istiyor ama zamanında ödüyor. İlk başta dersin 'iyi çocuk', ama bir süre sonra dersin ki 'bu neden sürekli bende, kendi parası yetmiyor mu?'. Bankanın mantığı da tam olarak bu. Her ne kadar düzenli ödeme yapsan da, nakit avansın kendisi, bankalar için 'yüksek riskli borçlanma' kategorisinde yer alıyor. Çünkü faizleri genelde daha yüksek ve acil ihtiyaçlar için kullanıldığı varsayılıyor. Bu da onların iç sistemlerinde senin risk skorunu, findeks notun düşmese bile, farklı parametrelerle aşağı çekebiliyor. Yani kredi notun iyi görünse de, bankanın kendi iç 'güven endeksinde' düşüş yaşayabilirsin. Bu da gelecekte, diyelim ki iyi bir ihtiyaç kredisi çekeceksin ya da konut kredisine başvuracaksın, kapıdan döndürmese bile, sana daha avantajlı koşullar sunmalarını engelleyebilir. Kısacası, 'damlaya damlaya göl olur' misali, o küçük nakit avanslar birikip senin aleyhine bir tablo çizebilir. O yüzden mümkünse bu alışkanlığı biraz frenlemekte fayda var derim.