Mevcut Kefillik Yükümlülüğümün Kendi Kredi Başvurumdaki Borçlanma Kapasitemi Düşürmesi ve Risk Analizi

0

Yaklaşık iki yıl önce bir akrabamın konut kredisine kefil oldum. Akrabam ödemelerini düzenli olarak yapıyor, hiçbir gecikme yaşanmadı. Ancak şimdi kendim bir taşıt kredisi başvurusu yaptığımda, banka mevcut kefillik yükümlülüğümü benim 'toplam borçluluk oranım' içinde değerlendirerek, talep ettiğim kredi miktarını onaylamakta güçlük çekiyor. Hatta borçlanma kapasitemin, sanki o konut kredisi benimmiş gibi hesaplandığını fark ettim. Kendi kredi notum oldukça yüksek, maaşım yeterli ve mevcut şahsi borçlarım yok denecek kadar az. Kefil olduğum bir borcun, asıl borçlu düzenli ödeme yaparken benim finansal yükümlülüğüm olarak gösterilmesi ve kendi kredi başvurumu olumsuz etkilemesi hukuki ve etik midir? Bankaların bu risk değerlendirmesi standardı neye dayanıyor ve bu durumda benim borçlanma kapasitemi artırmak için ne gibi adımlar atabilirim?

Cevaplar (1)

0

Kefillik yükümlülüklerinin, bireysel kredi başvurularında borçlanma kapasitesini doğrudan etkilemesi, bankacılık sektöründe uygulanan standart bir Risk yönetimi prosedürüdür. Akrabanızın ödemeleri düzenli olsa da, potansiyel yükümlülük değerlendirmeleri sık karşılaşılan bir durumdur.

Bu durum hukuki dayanağa sahiptir ve Doğru adımlar atıldığında yönetilebilir.

Bankalar, kefili, borçlunun temerrüde düşmesi halinde ikincil ödeme yükümlüsü olarak kabul eder. Kefil olunan miktar, sizin potansiyel yükümlülüğünüz olarak kredi risk analizinize yansır. Asıl borçlunun düzenli ödemeleri kredi skorunuzu olumlu etkilese de, bankanın borçluluk oranı hesaplamasında Potansiyel risk faktörü olarak kalır. Bu, bankaların kendilerini olası finansal risklere karşı koruma mekanizmasıdır.

Borçlanma Kapasiten

Kullanıcılar