Kısa Cevap: Varlık yönetim şirketine devredilen
kredi kartı borçları hukuken geçerlidir ve ödenmesi zorunludur;
yasal takip süreci bu borçlar için de aynen işler.
kredi kartı borcunuzun varlık yönetim şirketine devredilmesiyle ilgili duyduğunuz 'ödeme zorunluluğu yok' söylemleri ne yazık ki Gerçeği yansıtmıyor. Bu, piyasada sıkça karşılaşılan ancak hukuki dayanağı olmayan yanlış bir bilgidir. Bir bankanın alacağını varlık yönetim şirketine devretmesi, borcun ortadan kalktığı anlamına gelmez; yalnızca alacaklının değiştiği anlamına gelir. Varlık yönetim şirketleri, bu alacakları yasal yollarla tahsil etmek üzere kurulmuş, BDDK denetiminde faaliyet gösteren kurumlardır.
Devredilen borç, Yeni alacaklınız olan varlık yönetim şirketi tarafından takip edilmeye devam edecektir. Bu aşamadan sonra yasal takip süreci aynen işler. Genellikle süreç şu adımları içerir:
- Öncelikle varlık yönetim şirketi sizinle iletişime geçerek borcun ödenmesi için uzlaşma yolları arayabilir. Bu noktada, borcun bir kısmını ödeyerek veya taksitlendirme yaparak anlaşma sağlamak mümkün olabilir.
- Eğer bir anlaşma sağlanamazsa veya ödemeler yapılmazsa, şirket yasal takip başlatma hakkına sahiptir. Bu genellikle icra takibi yoluyla olur. İcra takibi başlatıldığında size bir ödeme emri tebliğ edilir.
- Tebliğ edilen ödeme emrine yasal süre içinde itiraz etmezseniz veya itirazınız reddedilirse, borç kesinleşir ve şirket sizin mal varlığınıza (maaş haczi, banka hesaplarına bloke, taşınır/taşınmaz mallara haciz vb.) yönelme hakkı kazanır.
Benzer bir durumda bir danışanım, 'Nasılsa banka batık göstermiştir' düşüncesiyle varlık yönetim şirketinin tekliflerini uzun süre göz ardı etmişti. Sonunda icra takibi kesinleşince, borcun üzerine eklenen faizler, icra masrafları ve avukatlık ücretleriyle birlikte ödemek zorunda kaldığı miktar Beklentisinin çok üzerine çıkmıştı. Bu nedenle, borcunuzu görmezden gelmek yerine, varlık yönetim şirketiyle ivedilikle iletişime geçmenizi ve ödeme koşullarını görüşmenizi şiddetle tavsiye ederim. Genellikle ilk aşamalarda daha esnek ödeme planları veya indirimler sunulabilmektedir.
Unutmayın, 2026 yılı itibarıyla Türkiye'deki ekonomik koşullar ve enflasyonist ortam göz önüne alındığında, borçların faizle birlikte büyüme hızı küçümsenmemelidir. Erken müdahale, borcun maliyetini önemli ölçüde azaltabilir ve çok daha ağır yasal sonuçlarla karşılaşmanızı engelleyebilir.