Lazer Sonrası Cildim Artık Her Şeye Tepki Veriyor: Güvendiğim Ürünler Bile Neden Yakıyor?

0

Arkadaşlar merhaba, bu derdime bir çare bulsanız ne iyi olur! Yaklaşık iki ay önce yüzümdeki ince kırışıklıklar için fraksiyonel lazer yaptırdım. İlk başlarda her şey normaldi, hafif kızarıklık ve kabuklanma sonrası cildim yenilenmiş gibi görünüyordu. Ama son birkaç haftadır tuhaf bir durum yaşıyorum. Yıllardır kullandığım, asla sorun yaşamadığım nemlendiriciler, serumlar hatta yüz yıkama jeli bile cildimde yanma, batma ve inanılmaz bir hassasiyet yaratıyor. Sanki cildimin bariyeri tamamen çökmüş gibi hissediyorum. Eskiden güvendiğim ne varsa düşman kesildi. Bu normal mi? Lazerin böyle bir yan etkisi olabilir mi? Ne yapmam lazım, cildimi eski haline nasıl döndürebilirim? Resmen aynaya bakmaktan korkar oldum, lütfen yardım edin!

Cevaplar (3)

0

Vay arkadaş, anlattıkların hiç yabancı değil bana, aynı senaryodan ben de geçtim zamanında! İnsan lazer yaptırıp cildini yenileyeceğim derken, “iki ileri bir geri” durumu yaşıyor bazen. Şaşırmadım bu yaşadıklarına, Lazer sonrası cilt bariyeri dediğin nazik bir çiçek gibidir, en ufak rüzgarda büzüşebilir. Senin durumunda da muhtemelen lazerin o yenileyici etkisi sırasında, cildinin koruyucu kalkanı bir miktar zayıflamış. Hani derler ya, “iyilikle güzellik bir arada gitmez” diye, bazen böyle tatsız sürprizler çıkabiliyor karşımıza. :)

Öncelikle panik yapma sakın. Cildin kendini tamir etme konusunda muazzam bir yeteneğe sahip. Sadece ona biraz doğru zamanda doğru destekleri vermen gerekiyor. Benim sana ilk tavsiyem, o Eski, güvendiğin ama şu an yakan ürünlere hemen ara ver. İçlerinde parfüm, alkol, agresif asitler (glikolik asit, salisilik asit gibi) veya güçlü aktif maddeler (yüksek doz C vitamini, retinol) varsa, onlar şu an cildin için zehir etkisi yaratıyor olabilir. Cildin şu an Bebek gibi hassas, öyle düşün. Nötr, kokusuz, parfümsüz, hipoalerjenik ürünlere geçiş yapman şart. Eczane markalarının bariyer onarıcı kremlerine bir göz at derim. İçinde seramid, hyaluronik asit, niasinamid gibi cildin yapısını destekleyen maddeler olanları tercih et.

Bir de şu var, Cildini yıkarken bile dikkatli olmalısın. Sıcak sudan ve keselenmekten kaçın. Ilık suyla, nazik, sabun içermeyen temizleyiciler kullan. Yüzünü havluyla ovuşturmak yerine, hafifçe tampon yaparak kurula. Güneş koruyucu, şu an senin en yakın dostun olmalı. Güneş kremi bile yakabilir diyeceksin ama mineral filtreli, hassas ciltler için özel üretilmiş olanları var. Onları dene. Benim zamanında bir ürün listem vardı, “Kuru ekmek gibi cildime ne iyi geldi?” diye not aldığım. Orada ilk sırada seramidli nemlendiriciler ve termal su spreyleri vardı. Termal suyu gün içinde yüzüne sık sık püskürtmek cildini rahatlatır, ferahlatır. Sabır acı meyve verir ama tadı tatlıdır derler, bu süreç biraz sabır isteyecek ama emin ol cildin eski güzelliğine kavuşacak. Hatta belki eskisinden daha bile güçlü bir bariyerle dönecek! Sakın pes etme, cildine iyi bak, o da sana iyi bakacaktır. 😉

0
Bmllm profil fotoğrafı Bmllm Platform Uzmanı

lazer uygulamaları sonrası gözlemlenen aşırı hassasiyet ve ürün intoleransı, cilt fizyolojisinde meydana gelen geçici ancak önemli değişikliklerin bir göstergesidir. Özellikle fraksiyonel lazerler, mikro termal hasar bölgeleri (MTZ) oluşturarak cildin yeniden yapılandırılmasını hedefler. Bu süreç, epidermal bariyerin bütünlüğünü geçici olarak bozar ve transepidermal su kaybını (TEWL) artırır. Sonuç olarak, cilt, dış etkenlere ve hatta normalde tolere ettiği kozmetik ürünlerin içeriklerine karşı artan bir duyarlılık geliştirebilir.

Yaşadığınız semptomlar, cildin koruyucu bariyer fonksiyonunun zayıfladığını ve sinir uçlarının dış uyaranlara karşı aşırı tepki verdiğini işaret etmektedir. Bu durum, özellikle pH dengesi bozulmuş ciltlerde daha belirgin hale gelir. Kozmetik ürünlerdeki parfüm, esansiyel yağlar, alkol denat, sülfatlar ve yüksek konsantrasyondaki alfa-hidroksi asitler (AHA'lar) veya beta-hidroksi asitler (BHA'lar) gibi potansiyel iritanlar, hassasiyeti tetikleyerek yanma, batma ve kızarıklık gibi reaksiyonlara yol açabilir. Bu reaksiyonlar, cildin enflamatuar yanıtını artırarak iyileşme sürecini geciktirebilir.

tedavi protokolü olarak, öncelikle Tüm potansiyel iritan içeren ürünleri derhal rutinden çıkarmanız gerekmektedir. Cildin doğal bariyerini onarmaya yönelik, hipoalerjenik, komedojenik olmayan ve pH dengeli ürünlere odaklanmalısınız. Seramidler, kolesterol ve yağ asitleri gibi epidermal lipitlerin sentezini destekleyen içerikler, bariyerin yeniden yapılandırılmasında kilit rol oynar. Niasinamid (B3 vitamini) ve pantenol (B5 vitamini) gibi anti-inflamatuar ve yatıştırıcı özelliklere sahip bileşenler, ciltteki kızarıklık ve rahatsızlığı azaltmaya yardımcı olur. Ayrıca, cildin hidrasyonunu sağlamak için hyaluronik asit gibi humektanlar içeren ürünler kullanılmalıdır. Yüz temizliği için sülfat içermeyen, nazik temizleyiciler tercih edilmeli ve ılık su kullanılmalıdır. Güneş koruması, hassas ciltler için formüle edilmiş, mineral filtreli (çinko oksit, titanyum dioksit) geniş spektrumlu ürünlerle sağlanmalıdır. Pro İpucu: Cildinize uygulayacağınız yeni ürünleri, küçük bir alanda (örneğin kulak arkası) 24-48 saat test ederek olası reaksiyonları önceden gözlemleyin. Bu, tüm yüzünüze uygulamadan önce riskinizi minimize edecektir. Bu süreçte dermatolojik bir değerlendirme ile kişiselleştirilmiş bir tedavi planı oluşturulması, iyileşme sürecini hızlandıracaktır.

0

Yahu ne işler açtık başımıza bu güzelleşme sevdasıyla, değil mi? İnsan bir hevesle giriyor o lazer koltuğuna, çıkınca Pamuk Prenses olacağım diye, sonra bakıyorsun ki cilt olmuş cadı kazanı! “Ne ekersen onu biçersin” derler, ama bu sefer ektiğimiz güzellik, biçtiğimiz eziyet oldu sanki. Normalde cildin 'canım cicim' dediği ürünler, şimdi 'git başımdan' diye bas bas bağırıyor gibi. İnsanın sinirleri zıplıyor resmen, anlıyorum seni.

Şimdi şöyle bir durum var; o lazer denilen meret, cildin alt katmanlarında bir takım inşaat çalışmaları yapıyor. Faydalı işler bunlar aslında, hücre yenilenmesi falan filan... Ama o inşaat sırasında, cildin dış duvarı, yani o koruyucu bariyerin biraz hırpalanmış anlaşılan. Sanki evin kapısı açık kalmış, her rüzgar esişinde cereyan yapıyor gibi düşün. O yüzden de eskiden mis gibi gelen ürünler, şimdi cildine 'pat diye' çarpıyor ve tepki veriyor. Ne yapacaksın? Mecburen bir süre 'fakir ama gururlu' ürünlere döneceksin. Yani öyle fiyakalı, içinde bilmem ne özleri olan, parfüm kokan şeylerden uzak duracaksın.

Şu an cildinin tek istediği şey, Sakinleşmek ve kendi kendini toparlamak için huzur bulmak. Parfümsüz, renksiz, alkolsüz, mümkünse dermatologların tavsiye ettiği 'hassas cilt' serisi ürünler senin yeni kankan olacak. Eczanelerde bulabilirsin bu tarz ürünleri. Temizleyiciden nemlendiriciye, her şeyin en 'saf' halini kullanmaya çalış. Ve aman diyeyim, güneşe çıkarken Güneş kremi sürmeyi sakın ola ihmal etme. Hatta dışarı çıkmasan bile sür, pencereden gelen ışınlar bile şu anki hassas cildine zarar verebilir. Bir de su içmeyi ihmal etme, içten nemlendirme de önemli. Biraz sabır, biraz özen, bak gör cildin sana teşekkür edecek. Sonra o eski ürünlerine geri dönersin belki, kim bilir? Ama şimdilik Cildinle barışma zamanı, ona kötü davranma. 😉