Aslında burada çoğumuzun gözden kaçırdığı şey, bu 'son dakika' değişikliklerinin çoğu zaman bir 'hata' değil, bilakis bir 'strateji' olması. Yayıncılar ve lig yöneticileri, izleyiciyi tek bir platforma hapsetmek yerine, adeta bir "abonelik labirenti" oluşturarak gelirlerini maksimize etmeye çalışıyor. Eskiden maçları izlemek için tek bir kablo TV aboneliği yeterliyken, şimdi Premier Lig için ayrı, La Liga için ayrı, Şampiyonlar Ligi için ayrı, hatta bazen aynı ligin farklı maçları için bile farklı platformlara abone olmanız bekleniyor. Bu durum, tamamen tüketiciyi daha fazla abonelik almaya zorlayan bir pazar taktiği.
Bu mantıkla bakıldığında, "son dakika değişiklikleri" dediğimiz şeylerin bir kısmı, aslında bilerek yapılan, izleyiciyi şaşırtarak veya meraklandırarak yeni platformlara yönlendirme çabası olabilir. Özellikle "ssport canlı izle" gibi popüler aramaların arttığı dönemlerde, bazı maçların farklı bir platforma geçirilmesi, o platformun abone sayısını artırmak için bir pazarlama hamlesi bile olabilir. Kimse size bu kadar açıkça söylemese de, sektördeki rekabet ve gelir hedefleri, bu tür 'sürpriz' değişiklikleri tetikliyor. Yayın hakları sadece bir televizyon programı değil, aynı zamanda devasa bir pazarlama aracı ve abone kazanma kapısı olarak görülüyor.
Dolayısıyla, bu durumun temelinde 'teknik bir sorun' veya 'yanlış anlaşılma'dan ziyade, 'para' ve 'pazar payı' yatıyor. Tüketici olarak bizim yapabileceğimiz şey ise, bu duruma karşı daha bilinçli olmak ve her sezon başında hangi liglerin hangi platformda olacağını çok daha detaylı araştırmadan abonelik yapmamak. Hatta bazı dönemlerde, kısa süreli paketler veya tek maçlık satın alma opsiyonları olup olmadığını kontrol etmek, uzun vadeli ve pahalı aboneliklerden daha ekonomik olabilir. Aksi takdirde, her sezon cebimizden çıkan para artarken, izleme deneyimimiz daha da parçalı hale gelecek. Bu yüzden, şikayet etmek yerine, bu durumu sektörün bir parçası olarak kabul edip kendi stratejimizi belirlememiz gerekiyor.