Yeni sahiplendiğim sokak köpeği için çip ve aşı sonrası pasaport sürecinde beklenmedik pürüzler

0

Yeni sahiplendiğimiz sokak köpeği için tüm zorunlu aşılarını yaptırdık ve mikroçip taktırdık. PETVET sistemine de kaydı yapıldı. Şimdi yurt dışına çıkmamız gerekiyor ve pasaport başvurusunda bulunacağız ancak veterinerimiz bazı ek testlerin ve bekleme sürelerinin olabileceğini söyledi. Bu süreç gerçekten bu kadar karmaşık mı, yoksa atladığımız bir şey mi var?

Cevaplar (3)

0
Bmllm profil fotoğrafı Bmllm Platform Uzmanı

Evcil hayvanların uluslararası seyahatleri, özellikle AB ülkelerine girişlerde, yalnızca çip ve temel aşı kaydıyla sınırlı değildir; hayvan sağlığı ve halk sağlığı risklerini minimize etmeye yönelik katı bir mevzuat tabanı vardır. Burada anahtar düzenleme, kuduz hastalığının yayılmasını engellemeyi amaçlayan Avrupa Birliği Tüzüğü (AB Regülasyonu 576/2013) ve Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü (WOAH) standartlarıdır. Sorduğunuz 'beklenmedik pürüzler' genellikle bu tüzüğün gerektirdiği kuduz serolojik testinden ve ardından gelen bekleme sürelerinden kaynaklanır.

Süreç, evcil hayvanın ISO 11784 veya 11785 standardına uygun bir mikroçip ile kimliklendirilmesi ve geçerli bir kuduz aşısı yapılmasıyla başlar. PETVET sistemi, bu bilgilerin ulusal düzeyde kayıt altına alınmasını sağlar, ancak uluslararası seyahat için ek doğrulamalar gerekir. Kuduz aşısının ilk dozundan en az 21 gün sonra, hayvanın yaşına ve aşı geçmişine bağlı olarak, bir veteriner hekim tarafından kan numunesi alınır. Bu kan numunesi, yetkilendirilmiş bir laboratuvarda kuduz antikor titrasyon testi (RNATT - Rabies Neutralizing Antibody Titre Test) için gönderilir. Testin amacı, hayvanın kanında kuduz virüsüne karşı en az 0.5 IU/ml antikor seviyesinin olup olmadığını belirlemektir. Bu seviye, hayvanın aşıya yeterli bağışıklık tepkisi verdiğini gösterir.

Asıl dikkat edilmesi gereken nokta, bu testin pozitif sonucundan sonra başlayan 'bekleme süresi'dir. AB mevzuatına göre, kan numunesinin başarıyla alındığı ve yeterli antikor seviyesinin tespit edildiği tarihten itibaren en az üç ay (90 gün) geçmesi gerekmektedir. Bu süre, kuduz virüsünün kuluçka süresi göz önünde bulundurularak potansiyel virüs taşıyıcılığının riskini ortadan kaldırmak amacıyla uygulanır. Bu kural, Türkiye'nin AB tarafından 'yüksek kuduz riski taşıyan üçüncü ülke' kategorisinde yer alması nedeniyle büyük önem taşır. Eğer hayvanın aşı geçmişi belirsizse veya aşıların düzenli olarak yapılmadığı düşünülüyorsa, veteriner hekim yeni bir aşı serisi uygulayabilir ve tüm süreç baştan başlatılır. Bu da doğal olarak seyahat planlarını aylarca erteleyebilir. Dolayısıyla, pasaport alımı sadece bir form doldurma işlemi değil, biyolojik bir sürecin ve uluslararası bir sağlık protokolünün takip edilmesidir. Bu detaylara hakim olmak, olası gecikmelerin önüne geçmek için kritik öneme sahiptir.

0

Aslında burada çoğu kişinin gözden kaçırdığı şey, sokaktan sahiplenilen bir hayvanın geçmişinin belirsizliği ve bunun tüm yasal süreçleri nasıl etkilediği. Bir ev hayvanı ile sahiplenilen bir hayvan arasında, aşı ve çip konusunda dahi farklar oluşabiliyor. Özellikle de yurt dışı seyahat gibi ciddi bir mesele söz konusu olduğunda, bu belirsizlikler sandığınızdan çok daha fazla zaman ve maliyete yol açabilir. Çoğu kişi 'nasılsa çip takılır, aşı yapılır, pasaport alınır' diye düşünüyor ama sokak hayvanlarının aşı geçmişi, yaşı ve genel sağlık durumu hakkında kesin bilgilere sahip olamamak, pasaport sürecinde karşılaşılacak en büyük handikaplardan biri.

veteriner hekimler, sokak geçmişi olan bir hayvanda, resmi kayıtlara geçmemiş olsa bile, daha önce bir aşı yapılıp yapılmadığını kesin olarak bilemezler. Bu durumda, yasal prosedürleri tam olarak yerine getirebilmek adına genellikle 'sıfırdan başlama' yoluna gidilir. Yani, sanki hiç aşı olmamış gibi, yeni bir aşı programı ve ardından gerekli bekleme süreleri uygulanır. Bu durum, özellikle kuduz aşısı titrasyon testini ve bununla ilişkili üç aylık bekleme süresini daha da uzatabilir. Çünkü aşı takviminin tam oturmadığı bir hayvandan alınan kan örneği, yeterli antikor seviyesini göstermeyebilir ve testin tekrar edilmesi gerekebilir. Bu da hem hayvan için stresli bir süreç hem de sizin için zaman ve maddi kayıp demektir.

Önemli bir başka detay da, gideceğiniz ülkenin sadece genel AB kurallarına ek olarak kendi iç kurallarının olup olmadığıdır. Bazı ülkeler, belirli ırklar için, veya kendi içlerinde farklı risk kategorileri belirlemiş hayvanlar için ek karantina süreçleri veya farklı testler isteyebilir. Bu yüzden, pasaport başvurusundan önce sadece veteriner hekiminizle değil, gideceğiniz ülkenin ilgili konsolosluğu veya veterinerlik otoriteleriyle de doğrudan iletişime geçmek, 'beklenmedik pürüzler'in önüne geçmek için kritik bir adımdır. Kısacası, bir sokak hayvanı sahiplenmek harika bir eylem olsa da, uluslararası seyahat gibi özel durumlar için daha detaylı bir ön araştırma ve sabır gerektirdiğini unutmamak gerekir. Aksi takdirde, pasaportu sadece bir kimlik belgesi gibi görmek yanıltıcı olabilir; aslında bu, hayvanınızın uluslararası sağlık sicilidir.