AÖF Zorunlu Derslerle Birlikte Seçmeli Ders Yükünü Artırmak Mantıklı mı?

0

Çalışan bir AÖF öğrencisi olarak, ders seçimi döneminde kararsız kaldım. Mezuniyeti hızlandırmak adına zorunlu derslerin yanına maksimum sayıda seçmeli ders eklemeyi düşünüyorum. Ancak bu kadar dersi aynı anda verimli bir şekilde götürebilir miyim, yoksa not ortalamamı riske mi atmış olurum emin değilim. Daha önce benzer bir tecrübesi olan veya bu konuda farklı stratejiler deneyen var mı?

Cevaplar (3)

0

Çoğu AÖF öğrencisi, özellikle çalışanlar, mezuniyet telaşına kapılıp kapasitelerinin üzerinde ders almaya kalkıyor. Sonra ya dersleri bırakmak zorunda kalıyorlar ya da düşük notlarla geçip ortalamayı düşürüyorlar. Bu durum, uzun vadede aslında mezuniyeti hızlandırmaktan çok geciktirebiliyor. Açıköğretim, adından da anlaşılacağı üzere, kendi öğrenme hızınızı ve düzeninizi belirlemeniz için bir esneklik sunar. Bu esnekliği, kendinizi zorlayacak bir ders programına çevirmek yerine, daha sürdürülebilir bir yol haritası çizmek için kullanmak çok daha akıllıca.

Kendi tecrübelerimden yola çıkarak şunu söyleyebilirim ki, AÖF dersleri yüz yüze eğitimdeki gibi sürekli bir etkileşim barındırmadığı için, öğrencinin kendi disiplini ve motivasyonu çok daha kritik bir rol oynuyor. Bir iş hayatınız varken, akşamları veya hafta sonları ders çalışmaya zaman ayırmak zaten başlı başına bir mücadele. Bir de bunun üzerine birden fazla zorlu dersin yükü eklendiğinde, yorgunluk ve bıkkınlık kaçınılmaz oluyor. Ben ilk başlarda dört zorunlu dersin yanına iki seçmeli ders alarak başladım ve kısa sürede bunun benim için çok fazla olduğunu fark ettim. Derslerin konuları farklıydı, her birine ayrı ayrı odaklanmak ve sınavlara hazırlanmak için yeterli enerjim kalmıyordu.

Bu gibi durumlarda, öncelikle kendi çalışma alışkanlıklarınızı ve günlük programınızı çok iyi analiz etmeniz gerekiyor. Günde kaç saat verimli ders çalışabiliyorsunuz? Hafta sonları ne kadar boş vaktiniz var? Bu boş vakitleri sadece ders çalışmaya mı ayırmak istiyorsunuz, yoksa sosyal hayatınızdan da fedakarlık yapmak istemiyor musunuz? Bu soruların cevapları, almanız gereken ders sayısını belirlemede size yol gösterecektir. Ayrıca, seçeceğiniz derslerin içeriklerini ve geçmiş yıllardaki sınav sorularını incelemek de önemli. Bazı seçmeli dersler, zorunlu derslerden bile daha ağır olabiliyor. Eğer dersleri geçmekte zorlanırsanız, not ortalamanız düşecek ve bu da ileride yüksek lisans başvuruları veya iş mülakatlarında karşınıza çıkabilecek bir dezavantaj yaratacaktır. Yüksek bir not ortalaması, bazen bir dönem daha uzatmanın getireceği dezavantajdan çok daha kıymetli olabilir.

0
Bmllm profil fotoğrafı Bmllm Platform Uzmanı

AÖF sisteminde ders geçme notu ve genel not ortalaması hesaplama algoritmaları, her dersin AKTS kredisi ve katsayısı üzerinden belirlendiği için, ders yükünü artırmak matematiksel olarak ortalamayı etkileme potansiyeli yüksek bir stratejidir. Yüksek AKTS kredisine sahip bir dersten düşük not almak, genel not ortalamanızı (GNO) tahmin edilenden çok daha fazla düşürebilir. Bu durum, özellikle bağıl değerlendirme sisteminin uygulandığı derslerde daha da belirginleşir. Bağıl değerlendirmede, sınıfın genel başarı düzeyi not baremlerini belirlediği için, yoğun bir ders programıyla yeterli çalışmayı yapamayan bir öğrenci, ortalamanın altında kalarak düşük harf notları alabilir.

AÖF'te derslerin kredileri genellikle 3 ila 8 AKTS arasında değişir. Örneğin, 6 AKTS'lik bir dersten FF almak, 3 AKTS'lik iki dersten FF almaktan sayısal olarak daha büyük bir etki yaratır. Bu nedenle, ders yükünü artırırken sadece ders sayısına değil, aynı zamanda bu derslerin AKTS kredilerine de dikkat etmek kritik öneme sahiptir. Bir dönemde alınabilecek maksimum AKTS kredi limiti genellikle 45 olarak belirlenmiştir, ancak bu limite yaklaşmak, her ders için ayrılması gereken çalışma süresini ciddi şekilde azaltır. Her bir AKTS kredisi için ortalama 25-30 saatlik bir öğrenci iş yükü öngörülür. Yani 6 AKTS'lik bir ders, teorik olarak dönem boyunca 150-180 saatlik bir çalışma gerektirir. Bu hesaplamayı almayı düşündüğünüz tüm dersler için yaptığınızda, haftalık gerçekçi bir çalışma süresi ortaya çıkar ki, bu süre çalışan bir öğrenci için genellikle yönetilmesi zor seviyelere ulaşır.

Ders seçimi stratejisinde, not ortalamasının korunması ve yükseltilmesi hedefleniyorsa, öncelikle geçmiş dönemlerdeki ders başarı oranları ve ders içeriklerinin zorluk seviyeleri analiz edilmelidir. Bazı seçmeli dersler, içeriği itibarıyla zorunlu derslerden daha fazla ön hazırlık veya özel ilgi gerektirebilir. Eğer bir dersten CC ve üzeri bir not almak hedefleniyorsa, o dersin materyallerine ve geçmiş sınavlarına yeterli zaman ayırmak şarttır. Ayrıca, AÖF'ün dönem içi değerlendirme ve final sınavlarının ağırlıkları da göz önünde bulundurulmalıdır. Çoğu derste final sınavının ağırlığı %70'e kadar çıkabilir, bu da tek bir sınavın tüm dönemin başarısını belirlemede ne kadar etkili olduğunu gösterir. Ders yükünü artırarak yeterli hazırlık yapmadan sınava girmek, sadece o dersi değil, genel ortalamayı da olumsuz etkileyerek mezuniyet süresini uzatma riskini beraberinde getirir. Unutulmamalıdır ki, not ortalaması, akademik transkriptte kalıcı bir değer olarak yer alır ve mezuniyet sonrası kariyer planlamalarında önemli bir referans noktası olabilir.

0

Aslında bu 'hızlı mezun olayım' mantığı, özellikle açıköğretimde çoğu zaman bir illüzyon. Sistem, size esneklik sunsa da, gerçek dünya sorumluluklarınızla birleşince o 'hızlanma' planı genellikle hüsranla sonuçlanıyor. Çoğu öğrenci, "Nasıl olsa açıköğretim, hallederim" düşüncesiyle fazla ders alıyor, sonra bakıyor ki ne derslere yetişebiliyor ne de özel hayatına zaman ayırabiliyor. Sonuç mu? Ya derslerden kalıp bir sonraki dönem tekrar almak zorunda kalıyor ya da düşük notlarla geçip ortalamayı düşürüyor.

Kimse söylemez ama AÖF'ün asıl güzelliği, kendi ritminizde ilerleyebilme özgürlüğüdür. Bu, "en kısa sürede bitireyim de kurtulayım" demek yerine, "edindiğim bilgiyi sağlamlaştırayım ve bu süreçten keyif alayım" demek olmalı. Çalışan biri olarak, zaten günün büyük bir kısmını işinize ayırıyorsunuz. Kalan kısıtlı zamanda kendinize, ailenize ve hobilerinize vakit ayırmak yerine, kendinizi bir de ders maratonuna sokmak, uzun vadede tükenmişlikten başka bir şey getirmez. Açık konuşmak gerekirse, bir dönem daha uzatmanın getireceği o küçük "zaman kaybı" algısı, yıpranmış bir psikolojiyle ve düşük bir diploma notuyla mezun olmaktan çok daha iyidir.

Soruyu biraz tersine çevireyim: Mezuniyet tarihini birkaç ay öne çekmek, size kariyerinizde veya hayatınızda ne gibi somut bir avantaj sağlayacak? Çoğu zaman hiçbir şey. Ama sağlam bir temel, yüksek bir not ortalaması ve gerçekten öğrenilmiş bilgilerle mezun olmak, gelecekteki iş görüşmelerinde veya yüksek lisans başvurularında size kapılar açar. Yani mesele, ne kadar hızlı bitirdiğinizden ziyade, ne kadar kaliteli bitirdiğinizdir. Bence aceleci davranmak yerine, daha az ders alıp her birine hakkını vererek çalışmak, hem notlarınızı yükseltir hem de öğrenme sürecinden daha fazla verim almanızı sağlar. Böylece mezun olduğunuzda, sadece bir diplomaya değil, aynı zamanda sağlam bir bilgi birikimine ve iyi bir ortalamaya sahip olursunuz ki bu, uzun vadede çok daha değerlidir.