Aslında çoğu kişi adli sicil kaydı ile adli sicil arşiv kaydının farkını gözden kaçırıyor, bu da beklentileri yanlış yönetebiliyor. E-Devlet'ten "anında" çıkan adli sicil kaydı genellikle kişinin herhangi bir sabıka kaydı olmadığında veya çok eski, kanunen silinmiş basit kayıtları olduğunda geçerli. Ama eğer sizin geçmişinizde bir takipsizlik kararı, beraat etmiş bir dava veya ertelenmiş bir hüküm gibi, adli sicil arşiv kaydına düşebilecek herhangi bir durum varsa, işte o zaman sistem otomatik olarak "temiz" diyemiyor ve incelemeye sevk ediyor.
Buradaki temel sorun, vatandaşın beklentisiyle sistemin işleyiş mantığının tam olarak örtüşmemesi. Herkes e-Devlet'ten her şeyin anında çıkacağını varsayıyor, oysa adli süreçler ve kayıtlar oldukça hassas ve detaylı. "İncelemede" kalması, aslında sistemin görevini doğru yaptığının bir göstergesi. Yani sizinle ilgili bir dosya var ve bu dosyanın içeriği, yasal mevzuata göre adli sicil kaydında görünmeli mi, görünmemeli mi, yoksa arşiv kaydına mı alınmalı; bunların hepsi manuel olarak kontrol ediliyor olabilir. Bu durum, özellikle hassas iş başvuruları veya yurt dışı işlemleri için istenen adli sicil kayıtlarında daha sık yaşanır. Çünkü bu tür durumlarda sadece "sabıka yok" demek yetmeyebilir, arşiv kayıtlarının da belirli bir formatta sunulması gerekebilir.
Bazen de başvurduğunuz kurum, e-Devlet çıktısını değil, doğrudan Adliyeden ıslak imzalı veya e-imzalı bir belge isteyebiliyor. Bu da sürecin uzamasının bir başka nedeni olabilir; sistemin manuel incelemesi, aslında bu tür daha detaylı taleplere hazırlık niteliğinde de olabiliyor. Dolayısıyla, "incelemede" kalması, sizin özel durumunuzda, sistemin daha kapsamlı bir kontrol mekanizması yürüttüğünü ve olası bir hatayı önlemek için titiz davrandığını gösterir. Aceleci davranıp tekrar başvuru yapmak, mevcut süreci uzatmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Beklemek ve bu durumun, adli kayıtların hassasiyetinden kaynaklandığını anlamak en sağlıklısı.