Aslında burada çoğunun gözden kaçırdığı şey, kosgeb'in 'onay' dediği şeyin bir işareti değil, bir başlangıç noktası olduğudur. Yani, siz bir nevi 'ehliyetinizi' almış oluyorsunuz, ama araba henüz garajınızda değil. Bu durum, KOSGEB'in kendi risk yönetimi ve kaynakların doğru kullanıldığından emin olma politikasıyla doğrudan ilgili. Onay veriyorlar ki siz işe başlayın, harcamaları yapın, faturalandırın; sonra onlar da bu harcamaların gerçekten projenize uygun olup olmadığını kontrol etsinler. Bu bir 'güven' meselesinden çok, 'doğrulama' meselesidir. Destek programı kapsamında, tüm yararlanıcılar belirli aralıklarla gerçekleştirdikleri faaliyetleri ve hizmetleri bildirmekle yükümlüdür.
Çoğu girişimci bu süreci, banka kredisinde olduğu gibi paranın doğrudan hesabına yatırılmasını bekleyerek yanlış bir finansal planlama yapıyor. Halbuki KOSGEB, harcamaları önceden yaparak faturalarını ibraz etmenizi bekler, sonra o faturaların belirli bir yüzdesini size öder. Yani aslında siz bir nevi kendi cebinizden avans veriyorsunuz devlete, sonra geri alıyorsunuz. Bu da demek oluyor ki, şirketinizin kısa vadeli nakit akışını bu KOSGEB ödemesine bağlamanız büyük bir hata. Özellikle geri ödemeli desteklerde, geri ödeme planının proje süresi bittikten sonra başladığı göz önüne alındığında, başlangıçtaki nakit ihtiyacını başka kaynaklardan karşılama stratejisi izlemek çok daha akıllıca olur.
Sürekli sisteme girip 'AGS başvurunuz inceleniyor' benzeri bir ibare görmek yerine, ilk planda destek sözleşmesindeki ödeme takvimini ve koşullarını çok iyi okumak gerekiyor. Orada genellikle ödemelerin hangi koşullarda, ne kadar sürede yapılacağı yazılıdır. Eğer bu süreler aşıldıysa o zaman KOSGEB ile iletişime geçmek mantıklı. Ama genel olarak bu gecikme, sistemin işleyişinin bir parçası. Desteklerden tam verim almak için doğru adımları bilmek ve gecikmeleri önlemek için finansal planlamayı buna göre yapmak kritik önem taşıyor.