Suç duyurusu sonrası dolandırıcıdan gelen iletişimde nasıl hareket etmeli

0

Geçtiğimiz ay savcılığa bir dolandırıcılık şikayetinde bulundum. Bugün şikayet ettiğim kişi farklı bir numaradan bana ulaştı, konuyu "kapatmak" istediğini belirtti. Bu durumda ne yapmam gerektiğini tam olarak bilemiyorum, uzlaşma gibi bir teklif mi değerlendirmeliyim yoksa bu durumu da mı bildirmeliyim?

Cevaplar (3)

0

Şikayetinizden sonra karşı tarafın size ulaşması, özellikle de "konuyu kapatma" niyetinde olduğunu söylemesi, aslında beklenmedik bir durum değil ama çok dikkatli olunması gereken bir an. Böyle durumlarda genelde dolandırıcılar, üzerlerindeki baskıyı hafifletmek veya daha büyük cezalardan kaçınmak için mağdurla doğrudan iletişime geçmeye çalışır. Piyasada çok gördüğümüz bir taktik bu; sanki mağdurla anlaşırlarsa her şey bitecekmiş gibi bir hava yaratırlar. Ancak bu noktada unutmamak lazım ki, savcılık süreci başladıktan sonra işin boyutu değişiyor. Bu tür bir iletişimde asla kişisel bilgilerinizi paylaşmayın, tehdit veya şantaj içerikli konuşmalara girmeyin. Hatta mümkünse, size ulaşan bu yeni numarayı ve konuşmanın içeriğini delil olarak değerlendirip savcılığa ek dilekçeyle bildirmeniz en sağlıklısı olacaktır. Çoğu zaman uzlaşma teklifleri, dolandırıcının daha az ceza almasını sağlamak amacıyla yapılır ve mağdurun haklarını tam olarak alamamasına neden olabilir. Önceki tecrübelerde görüldü ki, bu tür teklifleri kabul eden mağdurlar, karşı tarafın sözünü tutmaması veya daha sonra yeni mağduriyetler yaşatması gibi durumlarla karşılaşabiliyor. Savcılık, dosyanın tüm seyrini bilmeli ve her yeni gelişmeden haberdar olmalı. Bu, hem sizin korunmanız hem de adaletin tam olarak yerine gelmesi için kritik bir adım. Ayrıca, bu tür bir iletişimin, dolandırıcının suçunu itiraf etmesi veya en azından suçla bağlantısını göstermesi açısından da bir delil değeri taşıdığını unutmayın. Bu nedenle, telefonu açsanız bile konuşmaları kaydetme imkanınız varsa (yasalara uygun şekilde) veya mesajlaşma ise ekran görüntüsü alarak bunları mutlaka dosyanıza ekletin. Kendinizi güvende hissetmiyorsanız veya baskı altında hissederseniz, bu durumu da savcılığa belirtmekten çekinmeyin. Süreç zaten başlamışken, yeni bir iletişim kanalını kendi lehinize çevirmek varken riske girmeye gerek yok.

0
AvKemalK profil fotoğrafı AvKemalK Platform Uzmanı

savcılık tarafından başlatılan bir soruşturma sürecinde, şüpheli konumundaki bir tarafın mağdurla doğrudan iletişime geçme teşebbüsü, ceza muhakemesi hukuku açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Türk Ceza Kanunu (TCK) ve Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) kapsamında bu tür eylemler, delillerin karartılmasına teşebbüs veya mağdur üzerinde baskı kurma olarak yorumlanabilir ve soruşturmanın seyrini etkileyebilir. Özellikle TCK'nın ilgili maddeleri gereğince, soruşturma veya kovuşturma aşamasında bir kişinin mağdur, tanık veya bilirkişi üzerinde etki kurmaya çalışması, yargılamayı etkilemeye teşebbüs suçunu oluşturabilir. Bu durumda, şüpheli aleyhine mevcut suç duyurusuna ek olarak yeni bir suç isnadı da gündeme gelebilir.

Yapılması gereken en doğru hukuki hamle, size ulaşan bu iletişimi derhal ve tüm detaylarıyla birlikte ilgili savcılığa 'ek dilekçe' ile bildirmektir. Bu ek dilekçede, şüphelinin size hangi yolla (telefon, mesaj, sosyal medya vb.), hangi numaradan veya hesaptan ulaştığı, konuşmanın veya mesajlaşmanın içeriği ve tam tarihi belirtilmelidir. Mümkünse, telefon görüşmelerinin ses kaydı (tek taraflı kayıtların delil niteliği tartışmalı olsa da, yargılama aşamasında değerlendirilebileceği durumlar vardır) veya mesajlaşmaların ekran görüntüleri gibi somut deliller de dilekçeye eklenmelidir. Bu belgeler, savcılığın dosya üzerindeki incelemesini derinleştirmesine ve şüphelinin tutumunu değerlendirmesine olanak tanır.

Uzlaşma mekanizması, CMK'nın 253. maddesinde düzenlenmiştir ve ancak belirli suç tipleri için ve savcılık tarafından uygun görülmesi halinde devreye girer. dolandırıcılık suçunda, özellikle nitelikli hallerde veya kamu zararı oluştuğunda uzlaşma yolu kapalı olabilir. Ayrıca, uzlaşma teklifi genellikle şüphelinin suçunu kabul ettiği bir durumu işaret eder ve bu süreç, savcılık makamı gözetiminde, uzlaştırmacı aracılığıyla yürütülür. Şüphelinin doğrudan mağdurla temasa geçerek uzlaşma teklif etmesi, hukuki süreçteki usul ve esaslara aykırıdır ve şüphelinin kendi lehine bir durum yaratma çabası olarak algılanır. Bu durum, şüphelinin samimiyetini sorgulatmakla kalmaz, aynı zamanda soruşturmayı manipüle etme potansiyeli taşır. Dolayısıyla, savcılığa bu durumu bildirmek, hem mevcut delil havuzunu genişletir hem de soruşturmanın objektifliğini korur. Mağdurun bu aşamada doğrudan şüpheliyle pazarlığa girmesi, kendi haklarını riske atabilir ve ileride hukuki itirazlara zemin hazırlayabilir.

0

Burada çoğunun gözden kaçırdığı şey, o kişinin size ulaşmasının aslında bir zayıflık göstergesi olduğudur. savcılık süreci başladığında, dolandırıcılar genellikle köşeye sıkışmaya başlar ve ilk panik hamleleri mağdura ulaşıp süreci kendi lehlerine çevirmeye çalışmaktır. 'Konuyu kapatmak' derken aslında 'suçumu örtbas edelim, ben de daha az ceza alayım' demeye getiriyorlar. Uzlaşma, hele de doğrudan sizinle iletişime geçerek yapılan bir uzlaşma teklifi, yasal prosedürler açısından tamamen hükümsüzdür ve dahası, size karşı yeni bir baskı aracı olarak da kullanılabilir.

Kimse size doğrudan söylemez ama bu durum, sizin elinizi daha da güçlendirir. Karşı tarafın size ulaşması, bir nevi suçunu zımnen kabul etmesi anlamına gelir. Hukuki süreçte bu tür iletişimler, dolandırıcının suçtan kurtulma çabasını ve mağdur üzerindeki manipülasyon niyetini açıkça gösterir. Şimdi siz, mağdur pozisyonunda olmaktan çıkıp, süreci yönlendirebilecek ek bir delile sahip oldunuz. Bu kişi size ulaştığında, sizinle bir anlaşma zemini aradığını değil, savcılığın baskısı altında olduğunu bilin.

Peki ne yapmalısınız? Asla doğrudan bir pazarlığa girmeyin. Herhangi bir vaadine inanmayın. Unutmayın, bu kişi sizi daha önce dolandırdı. Aynı senaryoyu farklı bir yolla tekrar yaşamak istemezsiniz. Bu iletişimi, olabilecek en detaylı şekilde (mesajsa ekran görüntüsü, telefon görüşmesiyse tarih, saat, numara ve konuşma içeriğinin ana hatları) belgelemeniz ve savcılığa ek bir dilekçe ile sunmanız gerekiyor. Bu, dosyanızdaki delil yükünü artırır ve savcının elini güçlendirir. Hatta bu durum, şüpheli hakkında ek bir "yargılamayı etkilemeye teşebbüs" veya "delilleri karartma" suçlamasının gündeme gelmesine bile neden olabilir. Kısacası, o kişi size ulaştığında sizden korktuğu için ulaşıyor. Bu korkuyu kendi lehinize çevirin ve yasal süreci daha da sağlamlaştırın. Mağduriyetinizi bir avantaja dönüştürmenin tam zamanı. Onun çaresizliği sizin gücünüz olsun.