Aslında burada çoğunun gözden kaçırdığı şey, icra takibi başladığında ilişkinin sadece borçlu ile alacaklı arasında kalmadığı, işin içine bir de vekil avukatın ve icra dairesinin girdiğidir. Siz bankayla anlaşıp borcunuzu ödemiş olsanız bile, alacaklı vekilinin icra dairesine resmi bir beyanda bulunup dosyanın infaz edildiğini belirtmesi gerekir. Bu bildirim yapılmadığı sürece, icra takibi hukuken aktif kalır ve sistemde kapanmaz. Yani ödeme yaptım rahatladım demek yeterli değil, ödemeyi icra dosyasına da işletmek gerekiyor.
Bu tür durumlarda genelde iki senaryo oluyor: Birincisi, bankanın hukuk departmanı veya avukatı, sizinle yapılan yapılandırma anlaşması sonrası ödemeleri takip etmekte ve icra dairesini bilgilendirmekte gecikiyor. İkincisi ise, ki bu daha sinsi bir durumdur, avukatlık vekalet ücreti. Sizin ana borcu ödemeniz, icra takibinin başlatılmasıyla doğan vekalet ücretini ortadan kaldırmaz. Eğer anlaşmanızda bu vekalet ücretinin kim tarafından ve ne zaman ödeneceği net bir şekilde belirtilmediyse, avukat bu kalem için takibi sürdürebilir. Kimse size bunu açıkça söylemez ama avukatlar için bu vekalet ücretleri önemli bir gelir kapısıdır ve borçlu genellikle bunun farkında olmaz.
Bu yüzden, sadece ödeme yapmakla kalmayıp, dosyanın tam olarak kapandığına dair resmi bir belgeyi hem bankadan hem de alacaklı vekilinden talep etmeniz şart. Bu belge, icra dosyasının tüm fer'i alacaklar dahil olmak üzere tamamen kapatıldığını ve borçlunun borcundan arındığını net bir şekilde ifade etmelidir. Hatta daha da garantisi, alacaklı vekilinin icra dairesine bizzat giderek haricen tahsil bildiriminde bulunması ve sizin de bu işlemi takip etmenizdir. Eğer bu adımlar atılmazsa, e-Devlet'te gördüğünüz o tebligatlar can sıkmaya devam eder. Hukuk sistemimiz, maalesef, borçluya "ödedin mi, o zaman sen uğraş kapatmakla" der gibi bir işleyişe sahip. Aktif olmalı ve her adımı belgelendirmelisiniz. Aksi takdirde, ödediğiniz borç için yıllar sonra bile yeni bir sürprizle karşılaşmanız işten bile değil.