İcra takibine itirazınızın reddedilmesi, kulağa ilk başta çok kötü gelse de aslında sürecin sonu değil, sadece bir dönüm noktasıdır. Benim gözlemlediğim kadarıyla birçok kişi, itirazı reddedilince panikleyip ya hemen ödeme yapma yoluna gidiyor ya da durumu tamamen boş veriyor. Oysa bu her iki yaklaşım da uzun vadede daha büyük sorunlara yol açabilir. Asıl önemli olan, itirazınızın hangi gerekçeyle reddedildiğini anlamak ve bu ret kararına karşı ne yapabileceğinizi bilmektir.
Genelde yapılan büyük bir yanlış, icra takibine itiraz ederken 'borcum yoktur' gibi yüzeysel bir ifade kullanmaktır. Hukuki süreçte itirazın geçerli olması için borcun neden olmadığına dair somut deliller sunmanız veya en azından geçerli bir hukuki gerekçe belirtmeniz gerekir. Eğer itirazınız, yeterli delil sunamadığınız için reddedildiyse, alacaklı itirazın iptali davası açtığında bu delilleri mahkemeye sunma şansınız hala vardır. Yani reddedilmiş bir itiraz, mahkemede kazanabileceğiniz bir davayı engellemez, sadece işinizi biraz daha zorlaştırır. Ayrıca, mal varlığı üzerindeki haciz riski konusunda da yanlış bilinen bir durum var: İtirazın reddedilmesiyle takip durmuş olsa bile, alacaklı itirazın iptali davasını kazanırsa haciz işlemlerine kaldığı yerden devam edebilir. Bu dava sürerken hemen mal varlığınıza haciz konulmaz, ancak yargılama süreci sonunda aleyhinize karar çıkarsa bu risk gerçeğe dönüşür.
Bence bu durumda yapılması gereken en akıllıca şey, hemen bir avukatla görüşüp tüm evrakları ve itiraz dilekçenizi detaylıca inceletmek. Belki de itirazınızda eksik bir nokta vardı ya da sunmanız gereken bir delil gözden kaçtı. Unutmayın, icra hukuku teknik bir alandır ve tecrübesiz biri için labirent gibidir. Kendinizi savunmak için doğru stratejiyi belirlemek, bu aşamada hayati önem taşır. Aceleci kararlar vermeyin, ama süreci de asla ihmal etmeyin. Çünkü her adımı belirli yasal sürelere bağlıdır ve bu süreleri kaçırmak telafisi olmayan sonuçlar doğurabilir.