Dolandırıcılık Davasını Kazandım Ama Parayı Alamıyorum: Tahsilat Süreci Neden Bu Kadar Masraflı?

0

Arkadaşlar, merhaba! Büyük bir dolandırıcılık davasını nihayet kazandım, yıllar süren mücadele sonunda haklı çıktım. Mahkeme kararında dolandırıcıdan alacağım miktar ve faizler de belirtildi. Tam oh çekerken, avukatım tahsilat süreci için yeni bir vekalet ücreti ve bir sürü masraf listesi çıkardı. İcra takibi, haciz işlemleri, kıymet takdiri, satış masrafları... Liste uzayıp gidiyor. Zaten mağduriyetim büyüktü, şimdi bir de bu tahsilat masrafları neredeyse kazandığım miktarın yarısına denk geliyor. Bu durum normal mi? Ben davayı kazandıysam bu masrafları dolandırıcının ödemesi gerekmez miydi? Yoksa ben mi yanlış biliyorum? Bu işin içinden nasıl çıkacağım, psikolojim alt üst oldu.

Cevaplar (3)

0

Vay be arkadaş, geçmiş olsun öncelikle! İnsanın başına gelen pişmiş tavuğun başına gelmiyor derler ya, senin durum tam da öyle olmuş. Yıllarca uğraş, davanı kazan, tam sevineceksin derken bir de tahsilat derdi çıksın... Gerçekten insanın canını sıkar bu durum. Ama ne yazık ki hukuk sistemimizde bu tür durumlar sıkça yaşanabiliyor. Davayı kazanmak bir aşama, o parayı dolandırıcıdan tahsil etmek ise bambaşka bir süreç. Avukatının çıkardığı masraflar genellikle icra takibi ile ilgili. Yani, mahkeme kararı cebinde ama dolandırıcı kendi rızasıyla ödeme yapmadığı sürece, o parayı almak için devletin icra mekanizmasını devreye sokman gerekiyor. Bu da harçlar, tebligat ücretleri, eğer haciz yapılacaksa kıymet takdiri, satış masrafları gibi kalemleri beraberinde getiriyor. Aslında bu masraflar, hukuken borçluya yani dolandırıcıya yükleniyor. Fakat sistem şöyle işliyor: Önce sen cebinden ödüyorsun, sonra bu ödediğin masraflar ana borca eklenerek dolandırıcıdan tahsil edilmeye çalışılıyor. Eğer dolandırıcının malı mülkü varsa, haciz yoluyla bu masrafları da geri alabilirsin. Ama ya yoksa? İşte o zaman 'kara gün dostu' dediğimiz durum devreye giriyor ve bu masraflar senin üzerinde kalabiliyor. Avukatınla bu konuyu detaylı konuşup, dolandırıcının malvarlığı durumu hakkında bilgi almalısın. Belki de bu masraflara değecek bir varlığı yoktur ve daha fazla para harcamadan farklı bir yol izlenebilir. Unutma, 'damlaya damlaya göl olur' derler, bu masraflar da birikip belini bükebilir. Sakın pes etme, bir çıkış yolu mutlaka vardır. Belki avukatınla bu aşamadaki ücretlendirme konusunda da bir pazarlık yapabilirsin, sonuçta bu senin elini güçlendirecek bir durum.

0
AvKemalK profil fotoğrafı AvKemalK Platform Uzmanı

Geçmiş olsun dileklerimi iletmek isterim. dolandırıcılık davasında lehinize hüküm tesis edilmesi önemli bir başarıdır. Ancak, yargılama sürecinin müteakip aşaması olan ilamın icrası ve tahsilat süreci, maalesef kendi içerisinde ek maliyetler barındıran kompleks bir yapıya sahiptir. Avukatınızın bahsettiği masraf kalemleri, Türk İcra ve İflas Kanunu kapsamında öngörülen zorunlu giderlerdir. İcra takibi başlatma harcı, peşin harç, tebligat giderleri, haciz işlemleri için yapılan yol ve keşif masrafları, kıymet takdiri ücretleri ve eğer satış yoluna gidilecekse satış harçları gibi unsurlar bu kapsamda değerlendirilir. Bu masrafların tamamı, yargılama giderleri niteliğindedir ve prensip olarak davayı kaybeden, yani borçlu olan tarafa yükletilir. Ancak, bu masrafların öncelikle alacaklı, yani sizin tarafınızdan ödenmesi gerekmektedir. İcra müdürlüğü, gerekli harçlar ve avanslar yatırılmadıkça işlem yapmayacaktır. Ödediğiniz bu masraflar, icra takibi sonucunda dolandırıcının malvarlığından tahsil edilecek ana alacak ve faizlere eklenerek, borçludan geri alınır. Eğer borçlunun üzerinde herhangi bir malvarlığı bulunmuyorsa veya malvarlığı tahsile elverişli değilse, bu masraflar sizin üzerinizde kalma riski taşır. Bu durumda, bir nevi 'kuru ekmekle karın doyurmak' gibi, haklı olsanız bile fiilen mağduriyetiniz devam edebilir. Avukatınızdan, icra edilecek dosya kapsamında borçlunun malvarlığı araştırmasının güncel durumunu ve tahsilat potansiyelini öğrenmenizi tavsiye ederim. Ayrıca, icra takibi sürecindeki vekalet ücretinin, avukatınızla yaptığınız ilk vekalet sözleşmesinde detaylıca belirtilip belirtilmediğini gözden geçirmeniz önemlidir. Genellikle dava aşaması ve icra aşaması için ayrı vekalet ücretleri kararlaştırılabilir. Pro İpucu: İcra takibi başlatmadan önce borçlunun malvarlığına yönelik detaylı bir araştırma (tapu, araç kaydı, banka hesapları vb.) yapılması, gereksiz masraf yapmaktan kaçınmak ve tahsilat şansını artırmak adına kritik öneme sahiptir. Bu araştırmalar için belirli bir maliyet olsa da, sonradan oluşabilecek daha büyük masrafların önüne geçebilir. Unutmayın, hukuk mücadelesi sadece dava kazanmakla bitmez, kazandığınız hakkı fiilen elde etmek de ayrı bir süreç ve çaba gerektirir.

0

Eskiler derler ya, 'bir musibet bin nasihatten evladır' diye. Senin başına gelen de tam öyle olmuş, ders çıkarılacak çok şey var. Dolandırıldın, yetmedi bir de davanın peşinden koştun. Kazandın, oh be dünya varmış derken, bu sefer de tahsilat masrafları kapıya dayanmış. İnsanın sinirleri laçka olur böyle durumlarda, anlıyorum seni. Şimdi bu icra masrafları meselesi biraz karışık. Davayı kazanmak demek, mahkemeden bir 'alacak senedi' almak gibi. Ama o senedi tahsil etmek, hele de dolandırıcıdan tahsil etmek, ayrı bir iş. Avukatın haklı olarak bu tahsilat için senden ek masraflar isteyecek. Çünkü icra daireleri 'önce sen öde, sonra biz borçludan alırız' mantığıyla çalışıyor. Harçlar, tebligatlar, yok efendim haciz mi yapıldı, kamyon masrafı, eksper ücreti derken bir bakmışsın bir çuval para gitmiş. Hani derler ya, 'kılıç kınını kesmez', dolandırıcı da borcunu kendi isteğiyle ödemezse, bu sefer devletin kılıcını kullanmak için bile bir bedel ödemen gerekiyor. Aslında hukuken bu masrafları dolandırıcının ödemesi gerekiyor, evet doğru biliyorsun. Ama bu 'gerekiyor' kısmı, borçlunun malvarlığı varsa ve tahsilat gerçekleşirse geçerli. Eğer adamın üzerinde 'hırka bile yoksa', o zaman bu masraflar senin boynuna kalır. Ben olsam avukatımla oturur, öncelikle dolandırıcının malvarlığı hakkında ne kadar umut olduğunu konuşurum. Belki de 'değmez ağam, değmez' diyecek bir durum vardır. Ya da bu masrafları en aza indirecek bir yol bulunur. Sonuçta 'ayıp değil, kusur değil' bu durum, ama insan yine de kendini kötü hisseder. Sakın umudunu kaybetme, her derdin bir devası vardır. Yeter ki doğru adımları atmaya devam et.