DC hızlı şarj süreçlerindeki hız dalgalanmalarının temelinde, lityum-iyon bataryaların kimyasal ve fiziksel sınırları ile batarya Yönetim Sistemi (BMS) algoritmaları yatar. Bir elektrikli araç bataryası, sabit akım (CC) ve sabit voltaj (CV) rejimlerini içeren dört aşamalı bir şarj prensibiyle çalışır. Şarjın başlangıcında, batarya boşken, yüksek akımla hızlı bir şekilde enerji alabilir (CC aşaması). Ancak batarya doluluk oranı (% State of Charge - SoC) arttıkça, hücrelerin iç direnci yükselir ve lityum iyonlarının anottan katota geçiş hızı yavaşlar.
Bu noktada, BMS, hücrelerin aşırı ısınmasını, lityum kaplamasını (lithium plating) ve genel batarya sağlığını korumak amacıyla şarj akımını düşürme kararı alır. Genellikle %80 SoC civarında, CC aşamasından CV aşamasına geçişle birlikte şarj hızı belirgin şekilde azalır. Ancak düşük SoC'lerde bile yaşanan dalgalanmalar, batarya sıcaklığından kaynaklanabilir. Optimum şarj sıcaklığı aralığının dışına çıkan bataryalar (çok soğuk veya çok sıcak), BMS tarafından şarj hızının düşürülmesiyle termal olarak yönetilir. Bu, batarya paketinin ömrünü uzatmak ve güvenliği sağlamak için kritik bir önlemdir.
İstasyon tarafında ise, şebeke gerilimindeki dalgalanmalar, istasyonun anlık güç kapasitesini aşan talep (birden fazla aracın aynı anda yüksek güç çekmesi) veya istasyonun kendi içindeki dönüştürücülerin (rectifier) termal yönetimi gibi faktörler de şarj hızını etkileyebilir. Özellikle çoklu soketli istasyonlarda dinamik yük dengeleme algoritmaları, mevcut toplam gücü bağlı araçlara dağıtarak her bir aracın alabileceği maksimum gücü sınırlayabilir. Bu durum, araç ile istasyon arasındaki Control Pilot (CP) hattı üzerinden yapılan sürekli iletişimle yönetilir. Aracın ve istasyonun ISO 15118 gibi iletişim protokollerine tam uyumu da şarj eğrisinin stabilitesini doğrudan etkiler. Bu teknik detaylar, şarj hızının sadece batarya yüzdesiyle değil, aynı zamanda çevresel koşullar, istasyonun altyapısı ve araç-istasyon arasındaki anlık veri alışverişiyle de şekillendiğini gösterir.